Banu için de kent yaşamı tam olarak böyle bir anlam taşıyor. Onun gözünde travesti yaşamı, yalnızca belirli mekânlarla ya da belirli saatlerle sınırlı bir deneyim değil; arkadaşlıkların, gündelik alışkanlıkların, sosyal çevrenin ve şehirle kurulan kişisel bağın iç içe geçtiği uzun bir hikâyedir.
İzmir gibi hareketli, açık havayla iç içe ve farklı yaşam biçimlerinin yan yana var olabildiği bir kentte bu hikâyenin rengi daha da değişiyor. Banu, şehrin bazen kalabalık, bazen sakin ama her zaman kendine özgü bir ruh taşıdığını düşünüyor. Ona göre İzmir’de yaşamak, yalnızca bir yerde bulunmak değil; kentin temposuna, insan ilişkilerine ve değişen sosyal çevrelere uyum sağlamayı da beraberinde getiriyor.
Bir şehrin sosyal hayatını anlamanın en iyi yollarından biri, insanların hangi mekânlarda kendilerini rahat hissettiklerine, kimlerle vakit geçirdiklerine ve gündelik yaşamlarını nasıl şekillendirdiklerine bakmaktır.
Şehrin İçinde Kendine Ait Bir Alan Bulmak
Banu’ya göre büyük şehirlerde yaşamanın en önemli taraflarından biri, insanın kendine ait bir alan oluşturabilmesidir. Herkesin şehri algılama biçimi farklıdır. Kimi insan kalabalık caddeleri severken kimi daha sakin semtlerde vakit geçirmekten hoşlanır. Travesti bireylerin kentle kurduğu ilişki de benzer şekilde kişisel deneyimlere göre değişir.
İzmir’de bazı bölgeler sosyal hayatın daha yoğun olduğu alanlar olarak öne çıkarken bazı mahalleler daha dingin bir yaşam sunar. Banu için önemli olan, bir yerin popüler olup olmamasından çok, orada kendisini rahat hissedip hissetmemesidir. Çünkü bir mekânın gerçek değeri çoğu zaman dekorasyonundan ya da konumundan değil, insana verdiği histen kaynaklanır.
“Bir şehri sevdiren şey bazen büyük meydanlar değil, kendini rahat hissettiğin küçük bir sokak ya da dostlarınla oturduğun sıradan bir kafedir.”
Bu nedenle Banu’nun kent yaşamına bakışı oldukça gündeliktir. Sabah kahvesi içilen bir kafe, sahilde yapılan kısa bir yürüyüş, arkadaşlarla geçirilen birkaç saat ya da yoğun bir günün ardından sessizce eve dönmek… Tüm bunlar şehirle kurulan bağın parçalarıdır.
Mekânlar Neden Bu Kadar Önemli?
Sosyal hayat söz konusu olduğunda mekânların önemi yalnızca fiziksel alan sunmalarından kaynaklanmaz. İnsanların kendilerini rahat hissettikleri yerler aynı zamanda sosyal ilişkilerin geliştiği, yeni insanlarla tanışıldığı ve günlük hayatın biraz olsun yavaşladığı alanlardır.
Banu, özellikle sürekli aynı yerlerde vakit geçirmenin zamanla bir aidiyet duygusu oluşturduğunu düşünüyor. Çalışanların sizi tanıdığı, arkadaşlarınızla sık sık karşılaştığınız ya da sadece birkaç dakika oturup çevreyi izleyebildiğiniz bir mekân, zaman içinde şehrin kişisel haritasında önemli bir noktaya dönüşebilir.
- Rahat ve doğal bir ortam sunan kafeler,
- Kalabalıktan uzak sahil yürüyüş alanları,
- Arkadaşlarla uzun sohbetlerin yapılabildiği sakin mekânlar,
- Şehir merkezinde ulaşımı kolay buluşma noktaları,
- İnsanın kendisini yabancı hissetmediği sosyal alanlar.
Banu’ya göre bu tür yerlerin ortak özelliği gösterişli olmaları değil, insana kendisi gibi davranabileceği bir ortam sunmalarıdır. Özellikle büyük şehirlerde bu tür alanların değeri zamanla daha iyi anlaşılır.
Banu’ya Göre İyi Bir Mekânın Üç Özelliği
- Rahatlık: İnsan kendisini sürekli gözlem altında hissediyorsa o mekânda uzun süre vakit geçirmek istemez.
- Doğallık: Fazla yapay olmayan, samimi ortamlar daha kalıcı bir iz bırakır.
- İletişim: Çevredeki insanların yaklaşımı, mekânın atmosferini doğrudan değiştirir.
İnsan İlişkileri Şehrin Gerçek Yüzünü Gösteriyor
Şehir yaşamında mekânlar kadar insanlar da belirleyici. Banu, İzmir’de yaşarken farklı karakterlerden insanlarla karşılaşmanın kendisine çok şey öğrettiğini söylüyor. Bazı tanışıklıklar kısa sürerken bazıları zaman içinde güçlü arkadaşlıklara dönüşebiliyor.
Travesti yaşamı üzerine dışarıdan yapılan yorumların çoğu zaman fazla genelleyici olduğunu düşünen Banu, gerçekte herkesin hayatının birbirinden oldukça farklı olduğunu vurguluyor. Birinin günlük hayatında iş ön plandayken başka birinin hayatında aile, arkadaş çevresi ya da kişisel hedefler daha önemli olabilir.
Bu açıdan bakıldığında İzmir travesti yaşamı tek bir yaşam biçiminden söz edilebilecek kadar basit değildir. Her insanın kendi geçmişi, beklentileri, sosyal çevresi ve şehre dair farklı bir hikâyesi vardır.
Arkadaşlıkların Gündelik Hayattaki Yeri
Banu’nun anlattıklarında arkadaşlık kavramı sık sık öne çıkıyor. Çünkü şehir ne kadar kalabalık olursa olsun, insanın kendisini gerçekten rahat hissettiği birkaç kişinin olması gündelik yaşamı önemli ölçüde değiştiriyor.
Arkadaşlarla yapılan plansız buluşmalar, uzun telefon konuşmaları, birlikte gidilen küçük mekânlar ya da yalnızca birkaç saatlik sohbet bile günün havasını değiştirebiliyor. Özellikle sosyal hayatın hızlı aktığı büyük şehirlerde gerçek ve güvenilir ilişkilerin daha değerli hale geldiğini düşünüyor.
“Çevrende çok insan olması ile gerçekten yakın olduğun insanların bulunması aynı şey değil. Bazen iki sağlam arkadaş, onlarca yüzeysel tanışıklıktan daha değerlidir.”
İzmir’in Sosyal Dokusu ve Günlük Yaşam
İzmir’in kent kültürü, farklı yaşam biçimlerinin bir arada bulunabilmesine imkân veren yapısıyla dikkat çekiyor. Sahil yaşamı, açık hava kültürü, kafeler ve yoğun yaya hareketliliği şehirde sosyal hayatın gün boyunca devam etmesini sağlıyor.
Banu için İzmir’in en sevilen taraflarından biri de şehir hayatının belirli saatlere sıkışmaması. Sabah farklı bir yüzünü gösteren kent, akşam saatlerinde tamamen farklı bir atmosfere bürünebiliyor. Özellikle yaz aylarında sahil bölgelerindeki hareketlilik gece geç saatlere kadar devam ediyor.
Ancak Banu, İzmir’i yalnızca hareketli gece yaşamıyla tanımlamanın eksik olacağını düşünüyor. Ona göre şehrin asıl karakteri gündelik hayatta ortaya çıkıyor. Market alışverişine çıkan insanlar, işten dönenler, sahilde yürüyenler, kahvesini alıp bir bankta oturanlar… Şehir bütün bu küçük sahnelerin birleşiminden oluşuyor.
Kalabalığın İçinde Görünür Olmak
Büyük şehir yaşamının ilginç yanlarından biri, insanın aynı anda hem kalabalığın bir parçası hem de kendi bireysel dünyasının içinde olabilmesidir. Travesti bireyler açısından bu durum zaman zaman daha farklı deneyimlere dönüşebilir.
Banu, insanların bakışlarının ya da meraklı tavırlarının bazı dönemlerde rahatsız edici olabildiğini fakat zaman içinde bunlara karşı daha sakin bir yaklaşım geliştirdiğini anlatıyor. Ona göre önemli olan, başkalarının ne düşündüğünden çok kişinin kendi hayatında nasıl bir düzen kurduğu.
“Şehirde binlerce insan var ve herkes kendi hayatının peşinde. Bir süre sonra başkalarının bakışlarından çok kendi yoluna odaklanmayı öğreniyorsun.”
Travesti Yaşamına Dışarıdan Bakmak ile İçinden Yaşamak Aynı Değil
Banu’nun üzerinde durduğu konulardan biri de dışarıdan yapılan yorumlarla gerçek hayat arasındaki fark. İnternette ya da sosyal medyada travesti yaşamına ilişkin birçok farklı anlatı bulunuyor. Ancak bu anlatılar çoğu zaman hayatın yalnızca belirli bir bölümünü gösteriyor.
Gerçek yaşam ise bundan çok daha sıradan ayrıntılardan oluşuyor. İnsanlar işe gidiyor, alışveriş yapıyor, arkadaşlarıyla buluşuyor, gelecek planları yapıyor ve gündelik sorunlarla uğraşıyor. Bu açıdan Banu, insanların birbirlerini belirli etiketler üzerinden değerlendirmek yerine bireysel hikâyelere biraz daha fazla önem vermesi gerektiğini düşünüyor.
Şehir hayatı da tam olarak burada ortak bir zemin oluşturuyor. Aynı otobüse binen, aynı kafede oturan ya da aynı sahilde yürüyen insanlar farklı hayatlara sahip olsalar bile aynı kentin gündelik ritmini paylaşıyorlar.
Banu’nun Günlük Yaşamında Öne Çıkan Şeyler
- Güne mümkün olduğunca sakin başlamak,
- Yoğun saatlerde gereksiz koşturmacadan uzak durmak,
- Arkadaşlarla düzenli iletişim kurmak,
- Kendini rahat hissettiği mekânları tercih etmek,
- Yeni insanlarla tanışırken acele etmemek,
- Şehrin farklı bölgelerini keşfetmek,
- Kişisel zamanı korumaya dikkat etmek.
Sosyal Medya ile Gerçek Hayat Arasındaki Fark
Son yıllarda sosyal medya kent yaşamının önemli bir parçasına dönüştü. İnsanlar yeni insanlarla tanışıyor, farklı mekânları keşfediyor ve sosyal çevrelerini internet üzerinden genişletebiliyor. Ancak Banu’ya göre sosyal medya ile gerçek hayat arasında belirgin bir mesafe var.
Bir profil üzerinden edinilen ilk izlenim her zaman gerçeği yansıtmayabilir. Aynı şekilde internet üzerinden yapılan sohbetler de yüz yüze iletişimin yerini tamamen tutmayabilir. Bu nedenle Banu, yeni tanıştığı insanları değerlendirirken zamanın önemli olduğunu düşünüyor.
Dijital Dünyada Mesafeyi Korumak
İnternet yeni insanlara ulaşmayı kolaylaştırsa da kişisel sınırları korumak her zaman önemli. Banu’ya göre karşılıklı saygı, açık iletişim ve acele etmeden tanışmak daha sağlıklı ilişkilerin temelini oluşturuyor.
İzmir’de Kentle Birlikte Değişmek
Şehirler sürekli değişiyor. Yeni mekânlar açılıyor, eski alışkanlıklar kayboluyor ve insanların sosyal yaşam biçimleri zaman içinde farklılaşıyor. Banu da yıllar içinde İzmir’in bazı bölgelerinin önemli ölçüde değiştiğini düşünüyor.
Eskiden insanların daha çok belirli noktalarda buluştuğunu, günümüzde ise sosyal yaşamın şehrin farklı bölgelerine yayıldığını anlatıyor. Özellikle internet ve sosyal medya sayesinde insanlar artık yeni mekânlardan çok daha hızlı haberdar olabiliyor.
Bu değişim yalnızca mekânları değil, insan ilişkilerini de etkiliyor. Tanışma biçimleri hızlanırken arkadaşlıkların yapısı da farklılaşıyor. Buna rağmen Banu, yüz yüze iletişimin hâlâ şehir hayatının en güçlü taraflarından biri olduğuna inanıyor.
Bir Şehri Gerçekten Tanımak
Banu’ya göre İzmir’i gerçekten tanımak isteyen biri yalnızca turistik noktalara gitmemeli. Ara sokaklarda yürümeli, küçük kafelere uğramalı, farklı semtlerde insanların gündelik yaşamını gözlemlemeli ve kentin temposuna biraz karışmalı.
- Sabah saatlerinde sahilde yürümek,
- Ara sokaklardaki küçük işletmeleri keşfetmek,
- Farklı semtlerin günlük ritmini gözlemlemek,
- Yerel insanların tercih ettiği mekânlara uğramak,
- Şehri yalnızca gece hayatıyla değerlendirmemek.
Çünkü gerçek şehir yaşamı genellikle rehberlerde yazan popüler birkaç noktadan çok daha geniştir.
Travesti İzmir Yaşamına Daha Doğal Bir Bakış
İnternette travesti İzmir hakkında yapılan aramalarda çoğu zaman birbirine benzeyen içeriklerle karşılaşmak mümkün. Oysa şehir yaşamının kendisi bu kadar tekdüze değildir. Her semtin, her insanın ve her sosyal çevrenin farklı bir hikâyesi bulunur.
Banu’nun anlatımı da tam olarak bu nedenle daha gündelik bir perspektif sunuyor. Onun dünyasında şehir; yalnızca eğlence, kalabalık ya da hareketlilik anlamına gelmiyor. Bazen yalnız kalabilmek, bazen birkaç arkadaşla uzun bir sohbet etmek, bazen sahilde yürümek ve bazen de hiçbir plan yapmadan günü geçirmek şehir yaşamının doğal parçaları arasında yer alıyor.
Travesti yaşamını anlamanın en doğru yolu, onu tek bir kalıba yerleştirmemektir. Kent, mekân ve insan ilişkileri bir araya geldiğinde herkes için farklı bir yaşam hikâyesi ortaya çıkar.
Kentin Ritmi İçinde Kendi Hikâyesini Yazmak
Banu’nun İzmir’e bakışında dikkat çeken en önemli nokta, şehrin insanı sürekli değiştirmesi. Yeni insanlar, yeni deneyimler ve beklenmedik karşılaşmalar zaman içinde kişinin dünyaya bakışını da etkiliyor.
Ancak bütün bu değişimin içinde insanın kendi karakterini koruması da önemli. Banu, şehir hayatının bazen insanı hızlandırdığını, bazen de istemediği çevrelere sürükleyebildiğini düşünüyor. Bu nedenle kiminle vakit geçirildiği ve nasıl bir sosyal çevre oluşturulduğu onun için her zaman önemli olmuş.
Travesti bireylerin yaşamı da diğer herkes gibi farklı dönemlerden, değişen ilişkilerden ve kişisel tercihlerden oluşuyor. Bu nedenle tek bir hikâyeden hareketle genelleme yapmak yerine farklı deneyimleri dinlemek, kent yaşamını anlamak açısından çok daha gerçekçi bir yaklaşım sunuyor.
Son Söz: Mekân Değişir, İnsan Değişir, Hikâyeler Kalır
Banu için İzmir, yalnızca yaşadığı şehir değil; geçmişten bugüne biriken anıların, dostlukların ve farklı dönemlerin birleştiği büyük bir hafıza. Bazı mekânlar kapanabilir, bazı arkadaşlıklar sona erebilir ve şehir zaman içinde bambaşka bir görünüme kavuşabilir. Fakat yaşanan hikâyeler insanın hafızasında kalmaya devam eder.
Banu’nun gözünde travesti yaşamı da tam olarak böyle bir bütünlük taşıyor. Mekânlar değişiyor, insanlar hayatımıza girip çıkıyor ve şehir her gün biraz daha farklılaşıyor. Buna rağmen insanın kendisiyle kurduğu ilişki, güven duyduğu kişiler ve şehir içinde oluşturduğu küçük yaşam alanları önemini koruyor.
Belki de kent yaşamını ilginç yapan şey tam olarak budur. Aynı sokaktan yüzlerce insan geçer fakat herkes o sokağa başka bir hikâye bırakır. Banu’nun hikâyesi de İzmir’in kalabalığı içinde kendine ait bir yol bulmaya, insanları tanımaya ve yaşadığı şehri kendi gözünden anlamlandırmaya devam ediyor.
Banu ile Söyleşi: İzmir’de Travesti Yaşamı, Mekânlar ve İnsanlar
İzmir’i yalnızca sahili, kalabalık caddeleri ve hareketli sosyal hayatıyla anlatmak kolay. Fakat bir şehri asıl ilginç kılan, o şehirde yaşayan insanların hikâyeleri. Bu kez İzmir’i Banu’nun gözünden dinledik. Şehirle kurduğu bağdan arkadaşlıklara, sosyal hayattan değişen insan ilişkilerine kadar uzanan samimi bir sohbet gerçekleştirdik.
Banu ile konuşurken konuyu yalnızca travesti yaşamına sıkıştırmak istemedik. Çünkü onun anlattıkları aslında büyük bir şehirde yaşayan pek çok insanın ortak duygularına dokunuyor: arkadaşlık, yalnızlık, değişim, güven ve kendine ait bir çevre oluşturabilmek.
“İzmir benim için rahat nefes alabildiğim bir şehir”
Soru: Banu, önce İzmir’den başlayalım. İzmir senin için ne ifade ediyor?
Banu: Ben İzmir’i sadece yaşadığım yer olarak görmüyorum. Zaman içerisinde insanın alışkanlıkları şehirle birleşiyor. Hangi sokaktan yürümeyi sevdiğin, kahveni nerede içtiğin, arkadaşlarınla nerede buluştuğun bile bir süre sonra hayatının parçası oluyor. İzmir’in bende böyle bir karşılığı var. Her zaman kusursuz bir şehir olduğunu söylemem ama kendimi ait hissettiğim tarafları fazla.
Soru: Peki seni İzmir’e bağlayan belirli bir şey var mı?
Banu: Tek bir şey söyleyemem. Deniz var mesela ama mesele sadece deniz değil. İnsanların dışarıda olmayı sevmesi hoşuma gidiyor. Bazen hiçbir şey yapmadan yürüyorsun, bir yerde kahve içiyorsun ve gün geçmiş oluyor. Her gün mutlaka büyük bir plan yapmak gerekmiyor.
“İzmir’i benim için güzel yapan şeylerden biri, bazen hiçbir plan yapmadan da güzel bir gün geçirebilmek.”
Travesti Olmak Şehirle İlişkini Değiştiriyor mu?
Soru: Travesti bir kadın olarak şehirle kurduğun ilişkinin farklı olduğunu düşünüyor musun?
Banu: Elbette bazı konularda farklı deneyimler olabiliyor. İnsanların bakışlarıyla karşılaşıyorsun. Bazen meraktan bakılıyor, bazen farklı nedenlerle. Gençken bunları daha fazla kafama takıyordum. Zaman geçtikçe insan kendi hayatına daha fazla yoğunlaşıyor.
Bir noktadan sonra şunu fark ediyorsun: Sokakta karşılaştığın herkesin senin hakkında ne düşündüğünü kontrol edemezsin. Kendi çevreni ve kendi hayatını kontrol edebilirsin. Ben de daha çok buna odaklanıyorum.
Soru: Bu rahatlığa ulaşmak kolay oldu mu?
Banu: Hayır. Zaten bence hiçbir insan bir sabah kalkıp tamamen kendinden emin hale gelmiyor. Yaşadıkların sana bir şeyler öğretiyor. Yanlış insanları tanıyorsun, doğru insanlarla karşılaşıyorsun, bazı arkadaşlıkların bitiyor. Bunların hepsi insanı değiştiriyor.
- Kendini rahat hissedebildiği bir sosyal çevre,
- Karşılıklı saygıya dayanan arkadaşlıklar,
- Kişisel sınırlara saygı gösterilmesi,
- Plansız da olsa keyifli zaman geçirebilmek,
- Başkalarının düşüncelerini hayatın merkezine koymamak.
“Mekândan önce oradaki insanlara bakarım”
Soru: Sosyal hayatında mekân seçerken nelere dikkat ediyorsun?
Banu: Çok popüler olması benim için önemli değil. Hatta bazen herkesin gittiği yerlerden ziyade daha sakin mekânları tercih ediyorum. Bir yerde rahat oturabiliyor muyum, çalışanların yaklaşımı nasıl, gelen insanlar nasıl? Ben bunlara bakıyorum.
Çok güzel görünen bir yere gidersin ama kendini rahat hissetmezsin. Bir daha gitmezsin. Başka bir yer çok sıradan görünür ama insanlar sıcaktır, arkadaşlarınla güzel zaman geçirirsin. Sürekli oraya gitmeye başlarsın.
Soru: Yani mekândan çok atmosfer mi önemli?
Banu: Kesinlikle. Mekân dediğin sonuçta dört duvar. Orayı güzel yapan insanlar ve orada yaşadığın şeyler.
İzmir’in Sosyal Hayatı Eskisi Gibi mi?
Soru: Sence İzmir’in sosyal hayatı değişti mi?
Banu: Çok değişti. İnsanların tanışma şekli bile değişti. Eskiden daha fazla yüz yüze tanışılıyordu. Şimdi sosyal medya ve telefon uygulamaları hayatın içinde. İnsanlar daha tanışmadan birbirleri hakkında bir sürü şey bildiklerini düşünüyorlar.
Ama bence bunun ilginç bir tarafı var. İnternette gördüğün kişiyle gerçek hayatta karşılaştığın kişi bazen tamamen farklı çıkıyor.
Soru: Olumlu mu görüyorsun bunu, olumsuz mu?
Banu: İkisi de var. İnternet sayesinde normalde karşılaşamayacağın insanlarla tanışabiliyorsun. Bu güzel. Ama herkes kendisini internette biraz farklı gösterebiliyor. O yüzden ben insanları tanımak için zamana ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
“Bir insanı profil fotoğrafından veya birkaç mesajdan tanıyamazsın. İnsan dediğin zaman içerisinde belli oluyor.”
Arkadaşlık mı, Kalabalık Bir Çevre mi?
Soru: Geniş bir sosyal çevren var mı?
Banu: Tanıdığım çok insan var ama arkadaş dediğim insanların sayısı çok daha az. Zaten zaman geçtikçe bunun daha sağlıklı olduğunu düşünmeye başladım.
Soru: Neden?
Banu: Çünkü herkesle aynı yakınlığı kuramazsın. İnsan gençken çevresinde çok kişi olsun istiyor. Sonra fark ediyorsun ki mesele kaç kişiyi tanıdığın değil. Gerçekten zor bir gününde kimi arayabileceğin daha önemli.
Soru: Travesti çevresinde arkadaşlıkların farklı olduğunu düşünüyor musun?
Banu: İnsan ilişkileri her yerde benzer aslında. İyi insanlar da var, zor insanlar da. Travesti olmak bunu tamamen değiştirmiyor. Fakat ortak deneyimler bazen insanların birbirini daha kolay anlamasını sağlayabiliyor. Senin yaşadığın bazı şeyleri yaşamış biriyle uzun uzun açıklama yapmana gerek kalmıyor.
- Güven,
- Karşılıklı saygı,
- Zor zamanlarda iletişimi kesmemek,
- Birbirinin özel hayatına saygı göstermek,
- Menfaat üzerine ilişki kurmamak.
İzmir Travesti Yaşamı Dışarıdan Göründüğü Gibi mi?
Soru: İnternette “travesti İzmir” gibi aramalar yapan insanların karşısına genellikle belirli türde içerikler çıkıyor. Sence bunlar gerçek yaşamı yansıtıyor mu?
Banu: Bir bölümünü gösterebilir ama bütün hayatı kesinlikle anlatmaz. İnternette insanlar genellikle dikkat çekici olan tarafı görüyor. Gerçek hayat öyle değil.
Ben de herkes gibi sabah kalkıyorum, işlerimi hallediyorum, alışveriş yapıyorum, arkadaşlarımla konuşuyorum, bazen moralim bozuluyor, bazen çok güzel bir gün geçiriyorum. Hayatın büyük bölümü zaten böyle sıradan şeylerden oluşuyor.
Soru: Bu nedenle travesti yaşamıyla ilgili kalıplaşmış düşüncelerin olduğunu düşünüyor musun?
Banu: Tabii ki var. İnsanlar tanımadıkları hayatları kafalarında daha kolay genelliyor. Bir travestiyle tanışıyor ve herkesi aynı sanıyor. Halbuki bizim de karakterlerimiz, hayata bakışımız, sevdiğimiz şeyler birbirinden farklı.
Gündelik Hayatın Pek Konuşulmayan Tarafı
Soru: İnsanların görmediği taraf tam olarak ne?
Banu: Sıradanlık diyebilirim. Çünkü dışarıdan sürekli hareketli bir hayat yaşandığı düşünülüyor. Oysa bazen insan evde oturup film izlemek istiyor. Bazen arkadaşlarıyla kahvaltı yapmak istiyor. Bazen telefonu bile açmak istemiyor.
Travesti olunca hayatın her dakikası farklı bir şey yaşanıyormuş gibi bir algı oluşuyor. Gerçekte öyle bir şey yok.
Hayatın İçinden
Banu’nun anlattıklarında en fazla dikkat çeken noktalardan biri tam olarak bu: İnsanların dışarıdan sıra dışı gördüğü bir hayatın içinde aslında son derece sıradan ve tanıdık gündelik alışkanlıklar bulunuyor.
Sosyal Medyada Tanışmak Konusunda Ne Düşünüyor?
Soru: Sosyal medya üzerinden gelen mesajlara nasıl yaklaşıyorsun?
Banu: Çok değişiyor. Nasıl konuştuğu ilk mesajdan biraz belli oluyor. Saygılı konuşan bir insanla tabii ki sohbet edebilirsin. Ama daha ilk cümlede sınırları aşan biriyle konuşmaya devam etmenin anlamı yok.
Soru: En fazla rahatsız olduğun şey nedir?
Banu: Karşıdaki kişinin seni insan olarak tanımaya çalışmadan kafasında oluşturduğu bir karakter üzerinden konuşması. Benim nasıl biri olduğumu bilmiyor ama sadece travesti olduğumu bildiği için hakkımda birçok şey bildiğini düşünüyor.
Soru: Peki güzel arkadaşlıklar da çıktı mı internetten?
Banu: Tabii. İnterneti tamamen kötülemek doğru değil. Yıllardır görüştüğüm insanlarla internet üzerinden tanıştığım oldu. Önemli olan iletişimin nasıl devam ettiği.
Önyargılarla Karşılaştığında Ne Yapıyor?
Soru: Önyargılı davranışlarla karşılaştığında tepkin nasıl oluyor?
Banu: Eskiden daha fazla açıklama yapmaya çalışıyordum. Şimdi herkesin fikrini değiştirmek gibi bir görevim olmadığını düşünüyorum. Karşılıklı konuşulabilecek biriyse konuşursun. Ama sadece tartışmak isteyen bir insana kendini anlatmaya çalışmak çok yorucu.
“Bir süre sonra herkese kendini anlatmak zorunda olmadığını öğreniyorsun. Seni gerçekten tanımak isteyen zaten dinliyor.”
Banu’nun İzmir’de Bir Günü Nasıl Geçiyor?
Soru: Hiç planın olmayan sıradan bir gününü anlatsan nasıl olurdu?
Banu: Çok heyecanlı bir cevap vermeyeceğim. (Gülüyor.) Geç kalkmayı seviyorum. Önce kahve kesin. Sonra yapılacak iş varsa onu hallederim. Arkadaşlardan biri ararsa dışarı çıkabiliriz. Hava güzelse yürümeyi seviyorum.
Akşam için mutlaka bir programım olması gerekmiyor. Bazen dışarı çıkmak çok güzel geliyor, bazen de evde olmak.
Soru: Yani sürekli gece hayatı yok?
Banu: Kesinlikle yok. Zaten her gece dışarıda olmaya insanın enerjisi yetmez. (Gülüyor.)
İzmir’de En Sevdiği Şey Ne?
Soru: İzmir’de tek bir şeyi seçmek zorunda olsan en sevdiğin özelliği ne olur?
Banu: Rahatlığı derdim. Ama rahatlıktan kastım herkesin her şeye izin vermesi değil. Şehrin genel temposunda bir rahatlık var. Deniz kenarında yürümek bile bazen insanın bütün havasını değiştiriyor.
Soru: Başka bir şehirde yaşamayı düşündün mü?
Banu: Düşündüm tabii. İnsan zaman zaman her şeyi bırakıp başka yere gitmeyi düşünüyor. Ama sonra burada oluşturduğun hayatı düşünüyorsun. Arkadaşların, alışkanlıkların, bildiğin sokaklar… Bir şehirden ayrılmak sadece ev değiştirmek değil aslında.
Geçmişteki Banu’ya Ne Söylerdi?
Soru: Bugünkü aklınla yıllar önceki Banu’yla konuşabilseydin ona ne söylerdin?
Banu: Her şeyi bu kadar kafana takma derdim. İnsanların ne düşündüğüne fazla önem verme. Bir de herkese hemen güvenme. (Gülüyor.)
Soru: En önemli öğrendiğin şey bu mu?
Banu: Belki de. İnsanlara tamamen kapalı olmak doğru değil ama güven zamanla oluşmalı. Bunu öğrenmek biraz zaman aldı.
“Kendinizi başkalarının hayatıyla çok fazla karşılaştırmayın. Özellikle sosyal medyada herkes hayatının en güzel tarafını gösteriyor. Kendi yolunuzun biraz farklı olması yanlış yolda olduğunuz anlamına gelmez.”
“Travesti Olmak Benim Bir Parçam, Hayatımın Tamamı Değil”
Soru: Son olarak seni tanımayan birinin Banu hakkında bilmesini istediğin tek şey ne olurdu?
Banu: Beni tanımadan kafasında bir hikâye yazmaması yeterli. Travesti olmak benim hayatımın bir parçası ama bütün karakterim bundan ibaret değil. Sevdiğim insanlar var, sevmediğim şeyler var, hayallerim var, sinirlendiğim şeyler var. Yani sonuçta herkes gibi kendi hikâyesi olan bir insanım.
Soru: İzmir bu hikâyenin neresinde?
Banu: Büyük bir yerinde. Çünkü birçok şeyi burada yaşadım. Bazı sokaklardan geçtiğinde eski bir günü hatırlıyorsun. Bazı mekânların önünden geçerken eskiden görüştüğün insanlar geliyor aklına. Şehir biraz da insanın hafızası oluyor.
“Travesti olmak benim bir parçam, hayatımın tamamı değil. Beni gerçekten tanımak isteyen insan önce Banu’yu tanısın.”
Söyleşinin Ardından
Banu ile sohbetimiz bittiğinde geriye aslında oldukça basit fakat çoğu zaman unutulan bir düşünce kalıyor: Bir insanı yalnızca ait olduğu düşünülen bir kategori üzerinden tanımlamak, onun hikâyesinin büyük bölümünü görmezden gelmek anlamına geliyor.
İzmir travesti yaşamı hakkında konuşurken de tek bir yaşam biçiminden söz etmek mümkün değil. Aynı şehirde yaşayan insanların dahi deneyimleri, sosyal çevreleri ve beklentileri birbirinden tamamen farklı olabiliyor.
Banu’nun anlattığı İzmir ise gösterişli tanımlardan biraz uzak. Arkadaşlarla içilen kahvelerin, sahilde yapılan yürüyüşlerin, yanlış insanlardan alınan derslerin, uzun yıllar devam eden dostlukların ve insanın zaman içerisinde kendisini daha iyi tanımasının İzmir’i.
Belki de bu söyleşiden çıkarılabilecek en güzel sonuç şu: Şehirleri anlamak istiyorsak önce içinde yaşayan insanların hikâyelerini dinlemeliyiz. Çünkü sokakların gerçek hikâyesini tabelalar değil, o sokaklardan her gün geçen insanlar yazıyor.

