Üçyol Latife Sultandan Travestilere 5 Nasihat

Üçyol Latife Sultandan Travestilere 5 Nasihat

Üçyol Latife Sultan’dan Travestilere 5 Nasihat

İzmir’in kendine has semtlerinden biri olan Üçyol, kalabalığıyla, eski sokaklarıyla, yokuşlarıyla ve insanın içini bazen yoran bazen de
garip şekilde rahatlatan havasıyla ayrı bir dünyadır. İşte bu dünyanın içinde adı sıkça anılan Latife Sultan, yalnızca tarzıyla değil,
yaşadıklarından süzdüğü hayat bilgisiyle de dikkat çeken bir karakterdir.

Latife Sultan’ın sözleri öyle kitap cümlesi gibi durmaz. Daha çok hayatın içinden, bazen biraz sert, bazen biraz şefkatli, bazen de insanı
olduğu yerde düşündüren türdendir. Bu yazıda, Üçyol Latife Sultan’dan travestilere 5 nasihat başlığı altında; kendini korumaktan özgüvene,
dost seçiminden geleceği düşünmeye kadar uzanan samimi bir anlatı hazırladık.

Birinci Nasihat: Kendini Önce Sen Ciddiye Al

Latife Sultan’a göre insanın hayatta en büyük hatalarından biri, kendi değerini başkalarının tavrına göre ölçmesidir. Oysa insan önce kendini
ciddiye almazsa, dış dünyanın onu anlamasını beklemek de çoğu zaman boşuna olur.

Travesti bireyler için bu durum daha da hassas olabilir. Çünkü toplum bazen insanı yalnızca dış görünüşüyle, kimliğiyle ya da kendi kafasındaki
kalıplarla değerlendirmeye çalışır. Böyle zamanlarda insanın kendi içindeki sesi güçlü tutması gerekir.

Kendini Küçük Görmeye Başladığın Yer Tehlikelidir

Latife Sultan’ın en sık söylediği şeylerden biri şudur: “Kendini küçük görmeye başladığın yerde herkes sana daha küçük davranır.”
Bu söz, aslında çok basit görünür ama içinde ciddi bir gerçek taşır.

İnsan bazen kabul görmek için fazla susar, fazla alttan alır, fazla uyum sağlar. Fakat bir süre sonra bu durum insanın kendi sınırlarını
kaybetmesine sebep olur. O yüzden ilk nasihat nettir: Kendini önce sen önemse, önce sen duy, önce sen sahiplen.

Duruş Bazen En Güçlü Cevaptır

Her söze cevap vermek, her bakışı açıklamak, herkese kendini anlatmak zorunda değilsin. Bazen sadece duruşun yeterlidir.
Sessiz ama net bir tavır, uzun uzun yapılan açıklamalardan daha etkili olabilir.

Latife Sultan’a göre asıl mesele bağırmak değil; nerede duracağını, neye izin vereceğini ve neye artık susmayacağını bilmektir.

İkinci Nasihat: Güzelliğini Kendine Karşı Silah Değil, Şefkat Yap

Güzellik çoğu zaman dışarıdan bakıldığında makyaj, kıyafet, saç ve bakım gibi görünür. Elbette bunlar önemlidir. Fakat Latife Sultan’a göre
güzellik, insanın kendine nasıl davrandığıyla da ilgilidir.

Bir insan aynaya baktığında yalnızca kusur arıyorsa, en güzel haliyle bile huzurlu olamaz. Bu yüzden güzellik, başkalarına gösterilecek bir
vitrin olmaktan önce insanın kendisiyle kurduğu ilişki olmalıdır.

Bakım Yap Ama Kendini Yıpratmak İçin Değil

Saçına bak, cildine özen göster, güzel giyin, kokunu seç, tarzını oluştur. Ama bunları kendini cezalandırır gibi yapma.
“Daha güzel olmalıyım, daha kusursuz olmalıyım, daha fazla beğenilmeliyim” baskısı insanı içten içe yorar.

Latife Sultan burada çok net konuşur: “Bakım insanı güçlendirmeli, tüketmemeli.” Çünkü insan kendine iyi bakarken ruhunu da ihmal ederse,
dışarıdaki parıltı bir süre sonra iç yorgunluğu saklayamaz.

Tarzın Seni Anlatsın, Seni Hapsetmesin

Herkesin bir tarzı vardır; kimi sade sever, kimi gösterişli, kimi klasik, kimi iddialı. Ama tarz insanı özgür hissettirmelidir.
Sırf başkaları beğensin diye içine sinmeyen bir görüntünün içinde yaşamak, zamanla insanı kendinden uzaklaştırır.

Latife Sultan’ın ikinci nasihati bu yüzden çok yalındır: Güzel görün, ama önce kendine iyi görün. Çünkü en kalıcı güzellik,
insanın kendini taşırken duyduğu huzurdan gelir.

Kısa Not: Bu yazı; travesti bireylerin yaşamına saygılı, insan odaklı ve samimi bir anlatım diliyle hazırlanmıştır.
Amaç, kimseyi kalıba sokmadan özgüven, sınır, bakım ve hayat tecrübesi üzerine içten bir perspektif sunmaktır.

Üçüncü Nasihat: Her Gülene Dost, Her Dinleyene Sırdaş Deme

Latife Sultan’ın en sert ama en gerçekçi nasihatlerinden biri dostluk üzerinedir. Ona göre insanın en çok dikkat etmesi gereken konulardan biri,
çevresine kimi aldığıdır. Çünkü yanlış insanlar bazen insanın enerjisini, neşesini ve hatta kendine olan inancını bile tüketebilir.

Hayatta herkes güzel konuşabilir. Herkes ilk başta sıcak görünebilir. Fakat zamanla belli olur kimin gerçekten yanında olduğu,
kimin sadece meraktan yaklaştığı, kimin de insanın hayatında yük haline geldiği.

Sır Vermek Kolay, Güvenmek Zordur

İnsan bazen anlaşılmak istediği için hızlı açılır. İçinden geçenleri, kırgınlıklarını, hayallerini ya da zayıf taraflarını paylaşır.
Fakat herkes bu samimiyeti taşıyabilecek olgunlukta değildir.

Latife Sultan bu konuda şöyle düşünür: “Bir insan seni dinliyor diye seni koruyacak sanma.” Çünkü bazıları yalnızca duymak ister,
anlamak değil. Bazıları yanında gibi durur ama ilk fırsatta öğrendiklerini sana karşı kullanır.

Çevren Kalabalık Olmasın, Sağlam Olsun

Gerçek dostluk, zor zamanda belli olur. Güzel günlerde yanında çok insan olabilir; ama asıl mesele, sesin kısıldığında kimin hâlâ seni duyduğudur.

Bu yüzden Latife Sultan’ın üçüncü nasihati şudur: Az insan, temiz enerji, güvenilir bağ. Kalabalık görünen ama içten içe yalnızlaştıran
ilişkilerden uzak durmak gerekir.

Dördüncü Nasihat: Geçici Alkışlara Değil, Kalıcı Hayata Bak

Hayatta insanı bir süre mutlu eden şeylerle uzun vadede ayakta tutan şeyler her zaman aynı değildir. İlgi, beğeni, güzel sözler,
dikkat çekmek… Bunların hepsi insana iyi gelebilir. Fakat Latife Sultan’a göre insan yalnızca bunlarla bir hayat kuramaz.

Bugünü yaşamak güzeldir, ama yarını düşünmemek insanı savunmasız bırakabilir. Özellikle hayatı zaten daha fazla mücadeleyle geçen bireyler için
kendi geleceğini planlamak çok daha önemlidir.

Kendine Bir Güvence Alanı Oluştur

Latife Sultan bu konuda oldukça pratiktir. Ona göre insanın mutlaka kendine ait bir düzeni, bir birikimi, bir hedefi ya da en azından
tutunabileceği bir planı olmalıdır. Çünkü hayat her zaman aynı hızla, aynı enerjiyle, aynı imkanlarla devam etmez.

Bugün güçlü hissettiğin şeyler yarın değişebilir. İnsan ilişkileri değişebilir, şehir değişebilir, şartlar değişebilir.
Ama insan kendine yatırım yaparsa, değişen şartlar karşısında daha sağlam durabilir.

Parıltı Güzel Ama Temel Daha Önemli

Latife Sultan’a göre dışarıdan parlamak güzeldir ama insanın içeride bir temeli yoksa en ufak rüzgârda sarsılması kolay olur.
Bu temel bazen meslektir, bazen eğitimdir, bazen birikimdir, bazen de kişinin kendi ayakları üzerinde durabilme becerisidir.

Dördüncü nasihat bu yüzden çok kıymetlidir: Bugünün alkışına kapılıp yarının ihtimalini unutma. Kendine yatırım yap, kendine alan aç,
kendi hayatının direksiyonunu mümkün olduğunca kendi elinde tut.

Beşinci Nasihat: Kalbini Sertleştirme, Sadece Sınırlarını Güçlendir

Hayat insanı bazen sertleştirir. Kırıldıkça, yargılandıkça, yanlış insanlara denk geldikçe insan ister istemez kendini korumaya çalışır.
Fakat Latife Sultan’a göre kendini korumak başka, kalbini tamamen kapatmak başkadır.

Çünkü insan yalnızca güçlü görünerek değil, yumuşak tarafını kaybetmeyerek de hayatta kalır. Sevgiye, dostluğa, güzel bir söze, samimi bir
karşılaşmaya kapıyı tamamen kapatmak insanı güvenli yapmaz; çoğu zaman yalnızlaştırır.

İyi Kalmak Zayıflık Değildir

Bazı insanlar iyi niyeti saflık sanır. Oysa iyi kalmak, özellikle bunca karmaşanın içinde, ciddi bir güç ister.
Latife Sultan’ın en dokunaklı sözlerinden biri de buna yakındır: “Kalbin yumuşak kalsın ama kapının anahtarı sende olsun.”

Yani herkesi içeri alma, ama içindeki iyiliği de yok etme. Herkese güvenme, ama güven duygusunu tamamen öldürme.
Herkesi sevme, ama sevme ihtimalinden de vazgeçme.

Sınır Koymak Kendini Sevmektir

Sınır koymak kabalık değildir. İnsan bazen “hayır” diyerek kendini korur. Bazen uzaklaşarak iyileşir. Bazen cevap vermeyerek kendine saygı duyar.

Latife Sultan’ın beşinci nasihati, belki de en olgun olanıdır: Kalbini taş yapma, ama herkesin de gelip üstünde yürümesine izin verme.
Şefkatli kal, ama kendini de unutma.

Latife Sultan’ın Sözlerinde Saklı Olan Gerçek

Bu beş nasihat, dışarıdan bakıldığında yalnızca travesti bireylere söylenmiş gibi görünebilir. Fakat aslında kendini hayatta var etmeye çalışan
herkes için geçerlidir. Kendini ciddiye almak, güzelliği kendine şefkatle taşımak, doğru insanları seçmek, geleceğini düşünmek ve kalbini
kapatmadan sınırlarını korumak… Bunlar insan olmanın temel derslerinden bazılarıdır.

Üçyol Latife Sultan’ın anlatısında en çok hissedilen şey ise yaşanmışlıktır. Çünkü bazı nasihatler kulaktan dolma olmaz; insanın kendi yolundan,
kendi düşüşlerinden, kendi ayağa kalkışlarından süzülür.

Üçyol’un Sokaklarından Hayata Kalan Bir Öğüt

Üçyol’un sokaklarında yürürken insan birçok yüz görür. Kimi acele eder, kimi düşüncelidir, kimi kendi dünyasına dalmıştır.
Latife Sultan da bu sokakların içinden geçmiş, insanı tanımış, hayatın hem sert hem sıcak tarafını görmüş biri gibi konuşur.

Onun nasihatleri bu yüzden süslü değil, gerçektir. Biraz sokaktan, biraz kalpten, biraz da yılların insana öğrettiği o sessiz bilgiden gelir.

Son Söz: Kendi Işığını Koru

Üçyol Latife Sultan’dan travestilere 5 nasihat denildiğinde aslında ortaya çıkan ana duygu çok nettir: Kendini unutma.
Hayat bazen zorlayabilir, insanlar bazen yorabilir, yollar bazen karışabilir. Ama insan kendi ışığını koruyabildiği sürece yeniden yön bulabilir.

Kendini ciddiye al. Güzelliğini kendine şefkat yap. Herkesi hayatına alma. Geleceğini düşün. Kalbini kapatma ama sınırlarını güçlendir.
Latife Sultan’ın hikâyesinden kalan en sade ama en etkili cümle belki de budur: İnsan önce kendine iyi gelmeyi öğrenmeli.

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir