Travesti Serap ile Alsancak’ta Gece Yarısı Velvelesi

Travesti Serap ile Alsancak’ta Gece Yarısı Velvelesi

Alsancak gecesi o akşam biraz huysuz başlamıştı. Kordon tarafından gelen rüzgâr bir sokakta yüzüne çarpıyor, öbür sokakta sanki hiç yokmuş gibi kesiliyordu. Saat henüz gece yarısına varmadan masalar dolmuş, dışarı taşan sohbetler birbirine karışmış, uzaktan gelen bir müzik başka bir mekânın basıyla kavga eder gibi olmuştu. İşte tam bu karışıklığın içinde Travesti Serap göründü. Kimse onu karşılamak için ayağa kalkmadı ama masada bir hareket oldu, çünkü Serap’ın geldiği gecelerde genelde sessiz bir başlangıç olmuyor denirdi.

Üzerinde fazla gösterişli olmayan ama ışık vurdukça kendini belli eden koyu renk bir elbise vardı. Saçlarını o gece biraz dağınık bırakmıştı. “Ben fazla hazırlanırsam gece bozuluyor” dediği söyleniyor. Bunu ciddi mi söyledi, yine mi şaka yaptı kimse pek ayıramadı.

Gecenin ilerleyen saatlerinde yaşananlar büyük bir olay değildi. Polislik bir mesele, kavga, sert bir tartışma falan hiç yoktu. Fakat küçük küçük gelişen olaylar birleşince ortaya öyle bir curcuna çıktı ki masadakiler sabah olduğunda bile “Serap yine geceyi karıştırdı” diye konuşuyordu.

Alsancak’ta Sakin Başlayan Akşam Pek Sakin Gitmedi

İlk yarım saat şaşırtıcı biçimde normal geçti. Serap oturdu, çantasını sandalyesinin yanına bıraktı, masadakilere tek tek selam verdi. Hatta garsonla bile kısa bir sohbet yaptı. Bir ara çevresine bakıp “Bugün fazla sakin burası” demiş.

Masadakilerden biri bu cümleyi duyunca gülmüş.

“Sen geldin ya, birazdan sakinlik biter.”

Serap cevap vermemiş. Sadece kaşını kaldırıp gülmüş. İşte belki velvele tam orada başladı, daha kimsenin haberi yoktu.

“Ben geceyi karıştırmıyorum, gece beni görünce kendi kendine karışıyor.”

Bu söz masada epey tutulmuş. Hatta yan masadan duyan biri başını çevirip gülmüş. Serap da bunu fark edince tanımadığı kişiye eliyle selam vermiş. Birkaç dakika sonra o masa da sohbete dahil olmuş.

  • İlk saat içinde iki farklı masayla tanışıklık kuruldu.
  • Serap en az üç kere yer değiştirdi.
  • Bir şarkı yüzünden küçük bir müzik tartışması çıktı.
  • Masadaki bir sandalye sürekli el değiştirdi.
  • Gece yarısına doğru herkesin sesi biraz daha yükselmeye başladı.

Bir Şarkı Bütün Masanın Havasını Değiştirdi

Gece yarısına doğru mekânda eski bir pop şarkısı çalmaya başladı. Şarkının ilk birkaç saniyesi duyulur duyulmaz Serap konuşmayı bıraktı. Önce kulağını kabarttı, sonra masaya vurup “İşte bu!” dedi.

Masadakilerin yarısı şarkıyı biliyordu, öbür yarısı bilmiyordu. Serap ise sanki yıllardır beklediği parça çalmış gibi ayağa kalktı. Dans pistine doğru yürürken yanındaki arkadaşının kolunu çekti. Arkadaşı gitmek istemedi ama Serap’ın ikna etme biçimi biraz garipti.

“Gelmezsen senin yerine ben iki kişilik oynarım.”

Sonunda ikisi de kalktı.

İlk başta sadece dans ediyorlardı. Sonra Serap yan masadaki birinin yaptığı hareketi taklit etti. Karşı taraf bunu fark etti ve daha abartılı bir hareket yaptı. Serap da daha abartılısını yaptı. İşte birkaç dakika içinde küçük bir dans meydan okuması çıktı. Kimse bunu planlamamıştı.

Bir tarafta Serap ve arkadaşı, diğer tarafta daha önce hiç tanışmadıkları üç kişi. Çevredeki insanlar da bakmaya başlayınca durum iyice şenlikli hale geldi.

Velvele Denilen Şey Bazen Gürültü Değildir

Velvele deyince insanın aklına bağırış çağırış geliyor ama o geceki mesele biraz başka. Herkes konuşuyor, birisi kahkaha atıyor, garson sandalye arıyor, müzik yükseliyor, bir yerde bardak sesi geliyor. Ortada büyük bir karışıklık yok ama her şey aynı anda olunca gece kendi düzenini kaybediyor.

Serap da tam böyle ortamları seviyor gibiydi.

Bir ara masaya döndü. Çantasını bulamadı.

“Benim çanta nerde?” diye sordu.

Masadakilerden biri yan sandalyeyi gösterdi.

Serap baktı, çanta oradaydı.

“Ben buraya koymadım.”

“Sen koydun.”

“Ben koyduysam niye hatırlamıyorum?”

Bu konuşmanın sonunda herkes güldü ama Serap birkaç dakika ciddi ciddi çantasının nasıl yer değiştirdiğini araştırdı. Sonradan öğrendiğine göre sandalyeyi değiştiren yine kendisiymiş.

Alsancak Sokakları İçeriye Karışınca

Gece biraz daha ilerlediğinde masadakiler dışarı çıkmaya karar verdi. Kimi hava almak için, kimi sigara içmek için. Serap ise “Ben biraz sokak göreyim” dedi. Bu cümlenin ardından grup dışarı çıktı.

Alsancak’ın o saatlerinde sokak başka türlü oluyor. Gündüz dükkân önlerinden hızlı geçen insanların yerini, gece acele etmeyenler alıyor. Köşe başlarında birileri konuşuyor, taksiler yavaşlıyor, uzaktan vapur sesi mi başka bir şey mi belli olmayan uğultular geliyor.

Serap birkaç adım yürüdü ve bir anda durdu.

Karşı kaldırımda eski bir tanıdığını gördüğünü söyledi. Diğerleri bakınca kimseyi tanımadı.

“O değil miydi?”

“Kim?”

“Boşver.”

Serap sonra yürümeye devam etti. Birkaç dakika sonra aynı şeyi yine yaptı ama bu defa başka birini gösterdi.

Masadakiler bunun şaka olup olmadığını anlayamadı.

  1. Önce kısa bir yürüyüş planlandı.
  2. Serap iki kez tanıdık gördüğünü sandı.
  3. Bir sokak müzisyeninin önünde duruldu.
  4. Grubun yarısı tekrar mekâna dönmek istedi.
  5. Serap başka bir sokağa sapınca plan tamamen değişti.

Bir Sokak Müzisyeni ve Hesapta Olmayan Durak

Bir köşede gitar çalan genç bir müzisyene denk geldiler. Şarkı çok bilindik değildi ama Serap durdu. Diğerleri birkaç adım ilerlediğini fark etmeyince geri geldi.

“Bir dakika dinleyelim.”

Bir şarkı denildi, iki şarkı oldu. Sonra Serap müzisyene başka bir şarkı biliyor musun diye sordu. Müzisyen bildiğini söyledi ve çalmaya başladı.

Burada gecenin havası biraz değişti. Mekânın yüksek sesi yoktu. Sokak daha sakin, gitar daha çıplaktı. Serap az önce kahkahalarla dans eden kişi değilmiş gibi sessizce dinledi.

Şarkının ortasında gözlerini kapattı. Yanındaki arkadaşı “Duygulandın mı?” diye sorunca gözünü açmadan cevap verdi:

“Yok, uykum geldi.”

Herkes yine güldü.

Serap’ın Gecesi Neden Haber Oldu?

Ortada ciddi bir olay olmayınca bu soru doğal. Ama bazen şehir gecelerini anlatan hikâyeler tam da böyle küçük ayrıntılardan oluşuyor. Kimse masayı devirmedi, kimse kavga etmedi. Fakat Serap’ın olduğu yerde her on dakikada başka bir şey oldu.

Bir sandalye kayboldu.

Bir şarkı tartışması çıktı.

Tanımadıkları bir masa sohbete dahil oldu.

Sokakta müzik dinlemek için duruldu.

Sonra herkes geri dönmek isterken Serap “Ben acıktım” dedi.

İşte yeni mesele de burada başladı.

Gece Yarısından Sonra Yeme Meselesi

Serap gece dışarı çıktığında yemek konusunda kararsız biriymiş. Bir şeyi ister, sonra vazgeçer. O gece de aynısı oldu.

Önce tost istedi.

Sonra “Tost ağır gelir” dedi.

Ardından midye konuşuldu.

“Yok şimdi midye de olmaz.”

Birisi çorba önerdi.

Serap düşündü.

“Gece çorba içen insan çok ciddi olur.”

Kimse bu cümlenin ne anlama geldiğini çözemedi.

Sonunda küçük bir atıştırmalık alınmasına karar verildi. Ama Serap iki lokmadan sonra “Ben zaten aç değilmişim” dedi. Yanındaki kişi başını sallayıp “Yirmi dakika bunun için yürüdük” deyince yine gülüşmeler başladı.

  • Tost fikrinden vazgeçildi.
  • Midye konuşuldu ama alınmadı.
  • Çorba nedense fazla ciddi bulundu.
  • Küçük bir atıştırmalık alındı.
  • Serap iki lokma sonra tok olduğunu ilan etti.

Gecenin En Sessiz Beş Dakikası

Bir süre sonra kalabalıktan ayrılıp daha sakin bir yere oturdular. Saat artık oldukça ilerlemişti. Serap’ın enerjisi de biraz düşmüştü. Önündeki bardağa bakıp uzun süre konuşmadı.

Bu kez kimse “Bir şey mi oldu?” diye sormadı. Çünkü gecenin başından beri Serap’ın bir anda sessizleşip sonra yeniden konuşmaya başladığını öğrenmişlerdi.

Bir süre sonra kendisi konuştu.

“Gece güzel aslında.”

“E güzel zaten.”

“Yok yani, bazen insanlar eğlenmeye çok çalışıyor. O zaman eğlence bozuluyor.”

Bu cümle masadakileri şaşırtmış. Çünkü gecenin en hareketli kişisi bunu söylüyordu.

“Eğlenceyi zorladın mı olmuyor. Biraz kendi haline bırakacaksın, nereye giderse oraya.”

Belki Serap’ın o gece yaptığı tam olarak buydu. Plan yoktu. Bir masadan diğerine geçildi. Dans edildi. Sokakta yüründü. Müzisyen dinlendi. Yemek arandı. Sonra tekrar oturuldu.

Geceyi Bitiren Şey Bir Telefon Oldu

Sabaha doğru Serap’ın telefonu çaldı. Bu kez bildirim değil, gerçekten aramaydı. Ekrana baktı. Masadakilere kim olduğunu söylemedi.

Kısa bir konuşma yaptı.

“Tamam, geliyorum.”

Telefon kapandı.

Masadakiler hemen sordu.

“Nereye?”

“Eve.”

Birisi gülerek, “Sen biraz önce gece daha yeni başlıyor demedin mi?” dedi.

Serap çantasını toplarken cevap verdi:

“Ben fikrimi hızlı değiştiririm.”

Kimse buna itiraz etmedi çünkü bütün gece bunun örnekleri yaşanmıştı.

Alsancak’ta Velvele Böyle Bitti

Serap dışarı çıktığında sokak hâlâ tamamen boşalmamıştı. Bazı mekânlar kapanmaya hazırlanıyor, bazı yerlerde sohbet devam ediyordu. Sabahın ilk serinliği hissedilmeye başlamıştı.

Bir taksi durdu.

Serap kapıyı açtı ama binmeden önce dönüp masadakilere el salladı.

“Bir dahaki sefere sakin oturacağız.”

Arkadan biri bağırdı:

“Sen varken zor.”

Serap güldü ve taksiye bindi.

Gece böyle bitti. Fakat ertesi gün anlatılanlara bakılırsa bitmemiş gibiydi. Çünkü herkes başka bir ayrıntıyı hatırlıyordu. Birisi dans kısmını, biri çanta meselesini, öbürü çorba hakkında söylenen anlamsız cümleyi anlatıyordu.

Travesti Serap ile Alsancak Gecesinden Geriye Ne Kaldı?

Travesti Serap’ın Alsancak’taki gecesi, büyük olayların değil küçük karışıklıkların gecesi oldu. Bir mekândan taşan kahkaha başka sokağa taşındı. Plansız yürüyüş küçük bir müzik molasına dönüştü. Yemek arayışı ayrı bir hikâye oldu.

Belkide gecenin güzel yanı buydu. Herkesin anlatabileceği minicik başka bir sahne vardı.

  • Serap geceye sakin başlayıp kısa sürede masanın merkezine oturdu.
  • Bir şarkıyla başlayan dans küçük bir meydan okumaya dönüştü.
  • Alsancak sokaklarında plansız bir yürüyüş yapıldı.
  • Sokak müzisyeni gecenin havasını kısa süreliğine değiştirdi.
  • Yemek seçme meselesi gecenin ayrı curcunası oldu.
  • Serap sabaha doğru gelen telefonla bir anda eve dönmeye karar verdi.

Masalımsı Bir Gecenin Son Cümlesi

Şehir geceleri bazen insana masal gibi gelmiyor. Trafik var, gürültü var, yanlış anlaşılmalar var. Ama sabah olduğunda hafızada kalan şeyler bunlar olmayabiliyor. Birinin söylediği saçma bir cümle, sokakta duyulan bir gitar, tanımadığın insanların kahkahası daha çok kalıyor.

Travesti Serap’ın Alsancak’taki gece yarısı velvelesi de biraz böyle kaldı. Büyük bir hikâye değil belki ama küçük küçük sahnelerin birleştiği uzun bir gece masalı.

Bazı geceler planlandığı için değil, hiçbir şey planlandığı gibi gitmediği için hatırlanıyor.

Serap’ın gecesi de tam öyleydi. Biraz raks, biraz sokak, biraz muhabbet, bolca kararsızlık ve aralara serpişen kahkahalar. Alsancak sabaha dönerken velvele sona erdi ama hikâyesi, masadakilerin dilinde bir süre daha devam etti.

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir