Travesti Demet’in Parfüm ve Stil ile Oluşan Kişisel İmzası

Travesti Demet’in Parfüm ve Stil ile Oluşan Kişisel İmzası

Bir insanı bazen yüzünü görmeden tanırsınız. Koridordan geçmiş olur mesela, birkaç dakika sonra aynı yere gelirsiniz ve dersiniz ki, Demet buradaydı. Nereden biliyorsun? Parfümünden. İşin enteresan tarafı Travesti Demet’in parfüm ve stil ile oluşan kişisel imzası tam olarak böyle bir şey. Sadece güzel kokmak değil onun meselesi. Sadece iyi giyinmekte değil. İkisinin birbirini tamamlaması, hatta bazen bir küpe veya çantanın bile bu hikayeye karışması.

Demet ile konuşurken ilk fark edilen şeylerden biri şu oluyor; moda konusunda çok fazla kural sevmiyor. “Şunu bununla giyemezsin” dendiğinde biraz sinirleniyor hatta. Ona göre insan aynaya baktığında kendini iyi görüyorsa mesele büyük oranda bitmiştir. Ama parfüm konusunda aynı rahatlık yok. Orada daha seçici.

Masasının üzerinde dört farklı parfüm şişesi duruyor. Hepsini aynı anda kullanmıyor tabi. Mevsime göre, gideceği yere göre hatta bazen o günkü ruh haline göre değiştiriyor.

“Kıyafetimi bazen beş dakikada seçerim ama parfümü yanlış seçtiysem bütün gece rahatsız olurum” diyor.

Biraz abartı gibi geliyor başta.

Sonra anlatmaya başlayınca pek de değil.

“İnsanlar parfümü güzel kokmak için sıkıyor sanıyor. Ben biraz başka düşünüyorum. Koku sen gittikten sonrada orada kalabiliyor. Yani kıyafetten önce bazen parfüm hatırlanıyor.”

Demet İçin Parfüm Bir Aksesuar Değil, Görünmeyen Bir Kıyafet

Bu tanımı kendisi yaptı. “Görünmeyen kıyafet” dedi parfüm için. İlk duyduğumda biraz süslü bir cümle gibi geldi ama mantığı var aslında. Çünkü iyi seçilmiş bir koku kişinin tarzını gerçekten tamamlayabiliyor.

Demet ağır ve karakterli kokuları seviyor fakat her zaman değil. Yazın aynı parfümü kullanmanın yanlış olduğunu düşünüyor. Sıcak bir öğleden sonra çok yoğun bir koku sıkmanın hem kendisini hem çevresindekileri yorabileceğini söylüyor.

Kış geldiğinde ise işler değişiyor.

Vanilya, odunsu notalar, amber tarzı daha sıcak kokular ilgisini çekiyor. Akşam dışarı çıkacaksa biraz daha kalıcı, gündüz bir kahve içmeye gidiyorsa daha hafif bir şey.

Demet’in parfüm seçerken baktığı küçük ayrıntılar:

  • Havanın sıcak veya soğuk olması,
  • parfümün gündüz mü gece mi kullanılacağı,
  • gidilecek mekanın açık veya kapalı olması,
  • o gün giyilen kıyafetin havası,
  • parfümün ten üzerinde birkaç saat sonra nasıl değiştiği,
  • ve en önemlisi kendisini o gün nasıl hissettiği.

Burda dikkat çekici olan şey marka konuşmaması. Özellikle soruyorum, “Pahalı parfüm daha mı iyi?” diye.

Cevabı kısa.

“Hayır.”

Sonra devam ediyor. Çok pahalı olup üzerinde hiç sevmediği kokular olduğunu, daha uygun fiyatlı bir parfümün ise teninde çok güzel durabildiğini anlatıyor. Şişeye değil tene bakmak gerekiyor ona göre.

Travesti Demet’in Stilinde İlk Kural: Her Şeyi Aynı Anda Anlatmamak

Demet’in gardırobuna baktığınızda tek bir stil tanımlamak kolay değil. Siyah elbiseler var, desenli gömlekler var, oldukça sade pantolonlar var. Bir köşede ise “Bunu gerçekten giyiyor musun?” dedirtecek kadar gösterişli birkaç parça.

Giyiyormuş.

Ama hepsini aynı anda değil.

Demet’in stil anlayışının belkide temel noktası burada. Eğer elbise çok iddialıysa aksesuarı biraz geri çekiyor. Büyük küpe taktıysa kolyeyi bazen hiç kullanmıyor. Parfüm ağırsa makyajda başka bir denge arıyor.

“Her şey bağırırsa kimse kimseyi duymaz” diyor.

Stil üzerine duyduğum en garip ama en anlaşılır açıklamalardan biriydi bu.

Bir Dolabın İçinde Birbirine Hiç Benzemeyen Demet’ler

Gardırobun bir tarafı neredeyse tamamen koyu renk. Diğer tarafına geçtiğinizde renk bir anda çoğalıyor. Bordo, yeşil, krem, kırmızı ve desenli parçalar.

“Hangisi gerçek Demet?” diye soruyorum.

“Hepsi.”

İnsanların kişisel stil oluştururken kendisini tek bir kalıba sokmasını doğru bulmuyor. Bir gün sade giyinmekle ertesi gün dikkat çekici bir elbise giymenin çelişki olmadığını söylüyor.

Aslında travesti stil denildiğinde de tek tip bir görüntüden bahsetmenin yanlış olacağını düşünüyor. Herkesin bedeni, zevki, günlük hayatı, yaşadığı çevre ve kendisini ifade etme biçimi başka.

“Ben her gün aynı kadın gibi görünmek zorunda değilim ki. Pazartesi sade olurum, cumartesi biraz abartırım. İkiside benim. İnsan tek bir elbise değil sonuçta.”

Parfümü Kıyafetten Önce Seçtiği Günler Bile Oluyor

Normalde önce kıyafet seçilir, ardından parfüm diye düşünüyoruz. Demet bazen tam tersini yapıyor.

Özellikle sevdiği bir kokuyu kullanmak istediği gün parfümü baştan belirliyor. Sonra kıyafet ona göre geliyor. Yoğun, sıcak ve biraz ağır bir parfüm kullanacaksa daha sade bir kombin tercih edebiliyor.

“Kırmızı elbise, büyük küpe, ağır makyaj, çok yoğun parfüm… Hepsi aynı anda olunca ben yoruluyorum” diyor.

Peki hiç yaptığı olmuş mu?

“Tabi olmuş. Fotoğrafları yok ettim.”

Gülüyor.

Demet’in stil konuşmalarında geçmişte yaptığı hatalar önemli bir yer tutuyor zaten. Kendisi bunlara hata demekten çekinmiyor. Hatta kişisel stilin biraz böyle oluştuğunu düşünüyor.

  1. Önce başkasında güzel duran bir şeyi beğeniyorsun.
  2. Kendinde deniyorsun.
  3. Bazen hiç olmuyor.
  4. Bazen beklemediğin kadar yakışıyor.
  5. Zamanla neyi sevdiğini anlamaya başlıyorsun.
  6. Sonunda başkasının fikrine eskisi kadar ihtiyaç duymuyorsun.

Koku Hafızası: Demet Bazı Yılları Parfümleriyle Hatırlıyor

Sohbetin en ilginç taraflarından biri burada başladı. Masadaki eski bir parfüm şişesini gösteriyor. İçinde neredeyse hiç kalmamış.

Niye atmıyorsun?

“Atamam.”

Neden?

Çünkü o kokunun kendisi için belirli bir dönemi temsil ettiğini anlatıyor. O parfümü kullandığı zaman başka bir evde yaşıyormuş, saçları farklıymış, arkadaş çevresi bile başka. Şişeyi kokladığında bunların bir kısmı yeniden aklına geliyor.

İşte burada parfüm sadece kozmetik ürün olmaktan çıkıyor.

Bir çeşit kişisel arşiv oluyor.

Eski fotoğraf albümü gibi ama görüntü yerine kokuyla çalışıyor.

“Bir parfümü yıllarca kullanıp sonra bırakırsan, beş sene sonra birinde duyduğunda çok garip oluyor. Bir anda eski evini, eski arkadaşını hatta saçının o zamanki halini hatırlıyorsun.”

İmza Parfüm Diye Bir Şey Gerçekten Var mı?

Demet’e göre var ama ömür boyu aynı parfümü kullanmak anlamına gelmiyor.

Bir insanın birkaç kokusu olabilir. Hatta mevsimlere göre ayrı kokuları. Fakat ortak bir karakter olması hoşuna gidiyor. Kendisi çok şekerli kokuları pek sevmiyor. Fazla keskin ve odaya kendisinden beş dakika önce giren parfümleride sevmiyor.

Burda ince bir çizgi var.

Fark edilmek istiyor fakat parfümün kendisinden önce fark edilmesini istemiyor.

Demet’e Göre İmza Kokunun 5 Özelliği

  • Seni rahatsız etmeden saatlerce üzerinde kalmalı.
  • Başkası beğeniyor diye kullanılmamalı.
  • Ten üzerinde nasıl değiştiğine bakılmalı.
  • Her ortama aynı yoğunlukta uygulanmamalı.
  • Kokladığında “bu benim” hissini vermeli.

Son madde biraz soyut tabi. “Bu benim” hissi nasıl oluyor?

Demet düşünüyor.

“Bilmiyorum, oluyor işte.”

Bazı şeylerin teknik açıklaması olmuyor belkide.

Travesti Demet’in Stilinde Aksesuarların Sessiz Görevi

Parfüm görünmez bir imzaysa aksesuarlar görünen noktalama işaretleri gibi. Bu benzetme Demet’in hoşuna gidiyor ama “çok edebi yazma” diye de uyarıyor.

Çantasında çok fazla takı yok. Evde var ama dışarı çıkarken seçiyor. Özellikle küpe konusunda iddialı parçaları seviyor. Buna karşılık yüzükleri daha sade.

Saat ise her zaman kullanmıyor.

“Telefonda saat var zaten” diyor.

Moda editörleri bu cümleyi sevmeyebilir ama Demet’in pek umurunda değil.

Kişisel stilinin önemli taraflarından biri zaten bu: moda kurallarını bilse bile hepsini uygulamak zorunda hissetmemesi.

  • Büyük küpe + sade yaka tercih edebiliyor.
  • Gösterişli çantayla daha düz renk kıyafet kullanıyor.
  • Desenli elbisede aksesuar sayısını azaltıyor.
  • Gündüz makyajında daha yumuşak tonlara gidiyor.
  • Gece kombininde tek bir parçayı öne çıkarmaya çalışıyor.
  • Ayakkabıyı sadece görüntüsüne göre değil, ne kadar yürüyeceğine göre seçiyor.

Son maddeye özellikle vurgu yapıyor.

“Gençken görüntü için çekiyorduk bazı şeyleri. Şimdi ayağım ağrıyacaksa dünyanın en güzel ayakkabısı olsun giymem.”

Stil Yaş Aldıkça Daha mı Kolay Oluyor?

Demet’e göre evet.

Çünkü insan neyin kendisine yakışmadığını zamanla daha rahat kabul ediyor. Gençken trend olan her şeyi denemek istediğini söylüyor. Bir dönem saç rengini çok sık değiştirmiş. Başka bir dönem ise dolabında birbirine benzeyen onlarca parça varmış.

Şimdi daha seçici.

Bu seçicilik pahalı giyinmek anlamına gelmiyor.

Hatta tam tersine, sırf marka diye bir şey almak ona anlamsız geliyor. Kumaşına, kesimine ve kendisinde nasıl durduğuna bakıyor.

“Etiketi içeride, beni dışarıda görüyorlar” diyor.

Yine Demet usulü kısa bir moda teorisi.

Makyaj, Saç, Parfüm ve Kıyafet Aynı Hikâyeyi Anlatmalı mı?

Burada cevabı biraz şaşırtıcı.

“Hayır.”

Demet her şeyin birbirine kusursuz uymasını biraz sıkıcı buluyor. Bazen klasik bir kıyafetle daha modern bir saç tercih ediyor. Bazen oldukça sade görünürken beklenmedik şekilde karakterli bir parfüm kullanıyor.

Yani uyum arıyor ama fazla uyumdan kaçıyor.

Bu aslında kişisel stil oluşturmanın önemli taraflarından biri olabilir. İnsan katalog mankeni gibi görünmek zorunda değil. Küçük uyumsuzluklar bazen karakter oluşturuyor.

“Çantayla ayakkabı aynı renk, küpe kolyeyle takım, her şey birbirine uyuyor… Güzel olabilir ama ben biraz bozmaya seviyorum. Yoksa hazırlanmış vitrin gibi hissediyorum.”

Demet’in Dolabında Vazgeçemediği Parçalar

“Beş parça seç” dediğimde önce itiraz ediyor. Sonra sayı yediye çıkıyor. En sonunda yine beşe indiriyoruz.

  1. İyi kesimli siyah bir elbise: Ona göre son dakika planlarının kurtarıcısı.
  2. Büyük bir küpe: Çok sade kıyafeti bile değiştirebildiğini düşünüyor.
  3. Rahat ama şık bir ayakkabı: Özellikle uzun akşamlar için.
  4. Küçük bir çanta: “Büyük çantaya bütün evi dolduruyorum” dediği için küçük tercih ediyor.
  5. Karakterli bir parfüm: Kıyafet listesinin içine parfüm koymasına itiraz edince “Ben koyuyorum” diyor.

Travesti Stili Sosyal Medyayla Nasıl Değişti?

Demet sosyal medyanın stil konusunda iki farklı etkisi olduğunu düşünüyor. Bir tarafıyla çok yararlı. İnsan dünyanın başka bir yerindeki makyaj tekniğini, saç modelini veya kıyafet kombinini saniyeler içinde görebiliyor.

Diğer tarafı ise herkesin birbirine benzemeye başlaması.

Bir trend çıkıyor, birkaç hafta içinde aynı makyaj, aynı poz, aynı saç onlarca hesapta görülüyor. Demet bunu biraz sıkıcı buluyor.

“İlham almak güzel, fotokopi olmak değil” diyor.

Kendisi sosyal medyada gördüğü kombinleri birebir uygulamak yerine içinden bir ayrıntıyı almayı tercih ediyor. Bazen sadece renk. Bazen bir küpe biçimi. Bazen ceketin pantolonla nasıl kullanıldığı.

Sonra kendine göre değiştiriyor.

Parfümde de Trend Peşinden Gitmiyor

Sosyal medyada bir parfüm çok konuşuldu diye hemen almak istemiyor. Çünkü kokunun fotoğrafı yok. Şişeyi görebilirsin, reklamını görebilirsin ama parfümün sende nasıl duracağını ekrandan anlayamazsın.

Demet’in burada küçük bir yöntemi var.

  1. Önce parfümü kağıtta deniyor.
  2. Beğenirse tene uyguluyor.
  3. Hemen karar vermiyor.
  4. Bir süre dolaşıyor.
  5. Kokunun birkaç saat sonraki haline bakıyor.
  6. Hâlâ seviyorsa ancak o zaman ciddi düşünüyor.

“İlk beş dakika herkesi kandırabilir” diyor.

Parfümden mi insanlardan mı bahsettiğini soruyorum.

“İkisindende.”

Demet’e Göre Kişisel İmza Nasıl Oluşuyor?

İşin sonunda tekrar başa dönüyoruz. Travesti Demet’in kişisel imzası tam olarak nedir?

Tek bir parfüm değil.

Tek bir elbise hiç değil.

Saç modeli de değil.

Demet’e göre kişisel imza insanın yıllar boyunca yaptığı küçük seçimlerin üst üste birikmesi. Hangi renkleri sevdiğin, nasıl yürüdüğün, parfümü ne kadar kullandığın, saçını nasıl taşıdığın hatta çantanda ne bulundurduğun bile bunun içinde.

Kişisel Stil Oluştururken Demet’in 7 Tavsiyesi

  • Her trendi uygulamaya çalışma.
  • Başkalarında güzel görünen şeyin sende aynı durmayabileceğini kabul et.
  • Parfümü sadece şişesinden veya markasından dolayı seçme.
  • Rahatlığı tamamen görüntü uğruna feda etme.
  • Bir kombinde neyin öne çıkacağına karar ver.
  • Eski fotoğraflarından utanma; onlar stilinin nasıl geliştiğini gösteriyor.
  • Ve en önemlisi, herkes beğenmedi diye sevdiğin bir şeyden hemen vazgeçme.

“Beni Parfümümden Tanıyorlarsa Fena Değil”

Sohbetin sonunda Demet hazırlanıp dışarı çıkacak. Üzerinde oldukça sade, koyu renk bir kombin var. İlk bakışta konuştuğumuz gösterişli gardıropla alakası yok gibi.

Sonra küpeleri takıyor.

Görüntü değişiyor.

Çantasını alıyor.

En son parfüm.

Bir kere bileğine, biraz boyun tarafına uyguluyor. Ben “Bu kadar mı?” diye soruyorum.

“Parfümle kavga etmiyorum, kullanıyorum” diyor.

Kapıya yönelirken arkasında hafif bir koku kalıyor gerçekten. Rahatsız eden değil ama fark edilen.

Sanırım başından beri anlatmaya çalıştığı şey buydu.

“Stil insanların sana bakınca gördüğü şey. Parfüm ise bazen sen gittikten sonra hatırladığı. İkisini doğru yaparsan çok konuşmana gerek kalmıyor zaten.”

Travesti Demet’in Kişisel Stil Hikâyesinin Ardından

Demet’in anlattıklarından çıkan sonuç aslında “şunu giyin, şu parfümü kullanın” gibi basit bir moda listesi değil. Zaten kendisi böyle bir liste vermeyide istemiyor.

Çünkü kişisel stilin adı üstünde, kişisel.

Bir başkasının üzerinde harika görünen elbise sende aynı duyguyu vermeyebilir. Herkesin övdüğü parfüm teninde seni rahatsız edebilir. Moda olan saç sana göre olmayabilir. Bunların hiçbirinde sorun yok.

Travesti Demet’in parfüm ve stil ile oluşan kişisel imzası da yıllar içinde böyle ortaya çıkmış. Deneyerek, bazen yanlış seçerek, eski fotoğraflara bakıp gülerek ve en sonunda neyi sevdiğine daha az tereddüt ederek.

Belkide gerçek stil tam burada başlıyor.

İnsan başkasına benzemeye çalışmayı biraz bıraktığı zaman.

Demet kapıdan çıkarken son bir soru soruyorum.

“Seni hiç tanımayan biri tarzını üç kelimeyle sorsa ne dersin?”

Bir süre düşünüyor.

“Değişken, biraz iddialı…”

Üçüncü kelime gelmiyor.

“Parfümlü yaz.”

Gülüp kapıyı kapatıyor.

Bazen SEO için yüzlerce kelime yazıyoruz ama Demet kendi hikayesini üç kelimede bitirdi zaten.

Travesti Demet ile Parfüm ve Stil Üzerine Samimi Bir Söyleşi

Demet’le bu defa moda trendlerinden çok onun kendi stilini konuştuk. Masanın üzerinde birkaç parfüm, yanında küpeler ve yarım bırakılmış bir kahve vardı. Sorular bazen parfümden başladı başka yere gitti. Zaten söyleşinin güzel tarafıda bu oldu.

Muhabir: Demet, ilk soruyu en basitinden sorayım. Parfüm senin için gerçekten bu kadar önemli mi?

Demet: Önemli. Ama “parfümsüz sokağa çıkmam” gibi bir durumum yok. Bakkala giderken parfüm seçip yarım saat düşünmüyorum yani. (Gülüyor.) Ama bir yere hazırlanıyorsam kıyafet kadar düşünüyorum bazen.

Muhabir: Önce kıyafet mi seçiyorsun parfüm mü?

Demet: Genelde kıyafet. Ama bazen parfüm.

Muhabir: Parfüme göre kıyafet mi seçilir?

Demet: Niye seçilmesin? Çok ağır, sıcak bir parfüm kullanacaksam üstüme birde her şeyi takıp çıkmak istemiyorum. Bende öyle oluyor en azından. Başkası başka yapar.

Muhabir: Yani kokuyla görüntüyü eşleştiriyorsun?

Demet: Biraz. Ama birebir değil. Siyah elbiseye şu parfüm, kırmızıya bu parfüm diye liste tutmuyorum tabi. O kadar kafayı yemedik henüz.

“Parfüm bence görünmeyen aksesuar. Küpeyi herkes görür ama kokuyu yanına gelen farkeder. Bazen daha akılda kalıcı olan o.”

Muhabir: İmza parfümün var mı?

Demet: Var gibi ama yok gibi.

Muhabir: Nasıl yani?

Demet: Tek şişeye bağlı değilim. Bazı insanlar yirmi sene aynı kokuyu kullanıyor, çok güzel bir şey aslında. Ben sıkılırım. Ama sevdiğim koku ailesi belli. Beni tanıyan biri bir parfüm kokladığında “Bu Demetlik” diyebilir.

Muhabir: Demetlik parfüm nasıl oluyor?

Demet: Çok şekerli olmayacak. Şekerci dükkanı gibi kokmak istemiyorum. Biraz sıcak olabilir, hafif odunsu olabilir. Akşam kullanacaksam karakterli olsun. Ama odaya benden önce girmesin.

Muhabir: Fazla parfüm kullananlardan rahatsız oluyor musun?

Demet: Çok. Parfüm güzel olabilir ama sen yirmi kere sıkarsan artık parfüm olmaktan çıkıyor, saldırıya dönüşüyor.

Muhabir: Sen kaç kere sıkıyorsun?

Demet: Şimdi bunu yazıp insanlara reçete gibi verme. Parfüme göre değişiyor. İki olur, üç olur. Bazısının biri bile yetiyor. İnsan biraz burnunu kullanacak.

Demet’in parfüm konusunda pek sevmediği şeyler:

  • Sadece moda olduğu için parfüm satın almak,
  • kokuyu tende denemeden karar vermek,
  • kapalı bir ortamda gereğinden fazla parfüm kullanmak,
  • her mevsim aynı yoğun kokuyu tercih etmek,
  • başkasında güzel koktu diye aynı sonucu beklemek,
  • ve sırf pahalı olduğu için bir kokunun güzel olduğunu düşünmek.

Muhabir: Pahalı parfüm daha kaliteli değil mi?

Demet: Kaliteli olabilir ama “pahalıysa kesin güzel kokar” başka bir şey. Sana yakışmıyorsa isterse dünyanın en pahalı parfümü olsun. Ne yapacaksın?

Muhabir: Parfüm yakışır mı gerçekten?

Demet: Bence yakışıyor. Aynı parfüm iki kişide aynı kokmuyor zaten. Birde kişinin tarzı var. Çok sportif biri düşün mesela, çok ağır bir parfüm kullanıyor. Kullanamaz demiyorum ama bazen insanın görüntüsüyle kokusu arasında enteresan bir şey oluyor.

Muhabir: Sen bunu seviyor musun yoksa uyum mu arıyorsun?

Demet: Bazen ters köşe güzel. Her şey uyumlu olmak zorunda değil. Zaten benim stilimde de biraz öyle.

Muhabir: Stilini nasıl tarif edersin?

Demet: Bugün mü yarın mı?

Muhabir: Genel olarak.

Demet: Genel yok bende. (Gülüyor.) Bir gün çok sade giyiniyorum, ertesi gün büyük küpe takıyorum, başka gün renkli bir şey. Kendimi tek stile kapatmayı sevmiyorum.

Muhabir: Ama seni gören birisi “Demet tarzı” diyebilir mi?

Demet: Diyebilir. Çünkü parçalar değişsede insanın onları taşıması aynı kalıyor galiba.

“Stil aynı kıyafetleri giymek değil. Bence insanın farklı şeyleri bile kendisine benzetebilmesi. Elbiseyi ben giyeceğim, elbise beni giymeyecek.”

Muhabir: Gardırobunda en çok hangi renk var?

Demet: Siyah.

Muhabir: Çok klasik cevap.

Demet: E ne yapayım, yalan mı söyleyeyim SEO’ya farklı olsun diye? (Gülüyor.) Siyah var gerçekten. Ama bordo çok severim. Kremde var. Yazın biraz renk geliyor dolaba.

Muhabir: Kırmızı?

Demet: Severim ama kırmızıyı giyiyorsan biraz bırak kırmızı konuşsun. Birde dev küpe, kırmızı ruj, büyük çanta, taşlı ayakkabı… Ben yapmam artık.

Muhabir: “Artık” dedin. Eskiden yapıyordun yani?

Demet: Yapıyorduk.

Muhabir: Fotoğraf var mı?

Demet: Varsa da sana yok.

Muhabir: Neden?

Demet: İnternet unutmaz çünkü.

Burada Demet kahvesinden bir yudum alıp gülüyor. Eski fotoğraflar konusu açılınca telefonunu masadan özellikle uzaklaştırıyor. “Hiç uğraşma göstermem” diyor.

Muhabir: Eski tarzından utanıyor musun?

Demet: Utanmıyorum. Gülüyorum. O gün güzel gelmiş. Bugünkü aklımla yirmi sene önceki kendimi niye yargılayayım? Zaten moda dediğin şey biraz böyle. Bugün şahane dediğine on sene sonra bakıp “Ben bunu niye giymişim?” diyorsun.

Muhabir: Şu an giydiğin şeylere de on yıl sonra gülebilirsin yani?

Demet: Kesin. Sen de güleceksin kendi kıyafetlerine, merak etme.

Muhabir: Travesti stilinin yıllar içinde değiştiğini düşünüyor musun?

Demet: Tabi değişti. Ama zaten herkesin stili değişti. Sosyal medya geldi, internet alışverişi geldi, dünyanın öbür tarafındaki insan ne giyiyor görüyorsun. Eskiden çevrende ne varsa ondan etkileniyordun daha çok.

Muhabir: Sosyal medya iyi mi kötü mü bu konuda?

Demet: İkiside.

Muhabir: İyi tarafı?

Demet: İlham çok. Makyaj öğreniyorsun, saç görüyorsun, kombin görüyorsun. Daha önce aklına gelmeyen şeyi biri yapmış, bakıyorsun.

Muhabir: Kötü tarafı?

Demet: Herkes birbirine benziyor bazen. Aynı kaş, aynı saç, aynı poz. Bir trend çıkıyor iki hafta sonra her yerde. Ben biraz kişinin kendinden bir şey bırakmasını seviyorum.

Demet’ten küçük stil notları

  • Gösterişli bir parça kullanıyorsan diğer parçaları biraz sakin bırak.
  • Trend diye sana yakışmadığını düşündüğün bir şeyi giymek zorunda değilsin.
  • Ayakkabının güzel olması kadar rahat olmasıda önemli.
  • Aksesuarı kıyafetin önüne geçirmek bazen güzel, bazen fazla oluyor.
  • Eski fotoğraflarını silme; stilinin nereden nereye geldiğini gösteriyor.
  • Başkalarından fikir al ama son kararı aynadaki görüntüne göre ver.

Muhabir: En vazgeçilmez aksesuarın?

Demet: Küpe.

Muhabir: Büyük mü?

Demet: Ruh haline göre ama genelde evet.

Muhabir: Çanta?

Demet: Küçük.

Muhabir: Neden?

Demet: Büyük çanta taşırsam içine hayatımı dolduruyorum. Sonra omuzum kopuyor. Küçük çantada mecburen seçiyorsun.

Muhabir: Küçük çantanda ne var?

Demet: Telefon, kartlık, ruj, anahtar, küçük parfüm bazen.

Muhabir: Parfüm yine çıktı.

Demet: Konumuz parfüm zaten, ne çıksın tornavida mı?

Muhabir: Olabilir.

Demet: Yok, o kadar hazırlıklı değilim hayata.

Sohbetin bu kısmında ikimizde gülüyoruz. Demet çantasını açıp gerçekten içinde ne olduğunu kontrol ediyor. Söylediklerinin dışında iki tane eski fiş ve nereden geldiğini hatırlamadığı bir saç tokası çıkıyor.

Muhabir: Saç stilin senin için ne kadar önemli?

Demet: Çok. Saç kötü olduysa kıyafet ne kadar güzel olursa olsun benim moral gidiyor. Ama eskisi kadar kusursuz olsun derdim yok. Biraz doğal görünmesini seviyorum artık.

Muhabir: Makyaj?

Demet: Gideceğim yere göre. Gündüz başka, gece başka. Her kahve içmeye giderken sahne makyajı yapacak halimiz yok.

Muhabir: Ama makyajsız çıkabilir misin?

Demet: Çıkarım tabi. İnsanların düşündüğü kadar dramatik yaşamıyoruz biz. Sabah ekmek almaya giderken kontür yapmıyorum yani.

“İnsan kendi stilini bulunca biraz rahatlıyor. Herkes ne diyecek kısmı azalıyor. Tamamen bitmiyor belki ama aynada kendini beğenmen daha önemli olmaya başlıyor.”

Muhabir: Stil sahibi olmak için çok para gerekiyor mu?

Demet: Hayır. Para seçenek artırıyor, onu inkar etmeyelim. Güzel şeylere ulaşmayı kolaylaştırıyor. Ama pahalı giyinmek stil sahibi olmak demek değil.

Muhabir: Marka önemli değil yani?

Demet: Ben markaya karşı değilim. Güzel ürünse alırım. Ama sırf logosu var diye bana yakışmayan şeyi niye alayım? Etiket içeride kalıyor, ben dışarıdayım.

Muhabir: Bu cümleni yazacağım.

Demet: Yaz, güzel söyledim.

Muhabir: Kendini beğendin.

Demet: Arada oluyor.

Muhabir: Parfüm seçerken yaptığın en büyük hata neydi?

Demet: Bir zamanlar arkadaşım çok övdü diye bir parfüm almıştım. Onda müthiş kokuyor. Bende bir saat sonra hiç sevmediğim bir hale geldi.

Muhabir: Ne yaptın?

Demet: Arkadaşıma verdim.

Muhabir: O kazançlı çıktı.

Demet: Zaten çok övmesinin sebebi belki buydu. Şimdi düşününce şüphelendim bak.

Muhabir: Bir parfümü satın almadan önce nasıl deniyorsun?

Demet: Önce koklarım. Beğenirsem tenime denerim. Sonra hemen almamaya çalışıyorum.

Muhabir: “Çalışıyorum”?

Demet: Evet çünkü bazen dayanamayıp alıyorum. İnsanım sonuçta. Ama doğrusu biraz beklemek. İlk sıkıldığındaki kokuyla iki saat sonraki aynı olmayabiliyor.

Hızlı Sorular – Demet’in CevaplarıMuhabir: Siyah mı bordo mu?
Demet: Bordo. Ama dolabım siyah diye bana bakma.

Muhabir: Topuklu mu düz ayakkabı mı?
Demet: Gideceğim mesafeyi söyle önce.

Muhabir: Büyük küpe mi kolye mi?
Demet: Büyük küpe.

Muhabir: Çiçeksi mi odunsu parfüm mü?
Demet: Odunsu.

Muhabir: Yaz mı kış mı?
Demet: Stil için kış, yaşamak için yaz.

Muhabir: Online alışveriş mi mağaza mı?
Demet: Kıyafette ikisi, parfümde mağaza.

Muhabir: Moda mı kişisel stil mi?
Demet: Kişisel stil.

Muhabir: Tek bir parfüm mü on farklı parfüm mü?
Demet: Beş olsun ortada buluşalım.

Muhabir: Ruj mu parfüm mü?
Demet: Beni niye böyle zor durumda bırakıyorsun?

Muhabir: Bir insanın kendine ait stil oluşturması ne kadar sürüyor?

Demet: Bitmiyor bence. Çünkü insan değişiyor. Ben on yıl önce başka şey seviyordum, şimdi başka. Beş sene sonra belki bugün sevdiğimi sevmeyeceğim.

Muhabir: O zaman kişisel imza sürekli değişiyor mu?

Demet: Detayları değişiyor ama ana tarafı kalıyor. Bak el yazısı gibi düşün. Yıllar içinde biraz değişir ama seni tanıyan yine senin yazdığını anlar.

Muhabir: Güzel benzetme.

Demet: Bugün formumdayım.

Muhabir: Seni tanımayan birine stil konusunda tek tavsiye versen?

Demet: Kendine yakışanı bul ama “yakışmak” kelimesini başkalarının kararına bırakma.

Muhabir: Parfüm konusunda?

Demet: Tende dene.

Muhabir: Moda konusunda?

Demet: Her gördüğünü alma.

Muhabir: Aksesuar?

Demet: Bazen bir tane yeter.

Muhabir: Eski fotoğraflar?

Demet: Sakla ama kimseye gösterme. (Gülüyor.)

“İnsanlar seni kıyafetinle görebilir, sesinle tanıyabilir, parfümünle hatırlayabilir. Ama günün sonunda bunların hepsini bir araya getiren sensin. Kişisel imza dediğim şey biraz bu galiba.”

Muhabir: Son soru. Bir odaya girdin ve seni tanıyan biri daha yüzünü görmeden “Demet geldi” dedi. Nereden anlamasını istersin?

Demet: Parfümden.

Muhabir: Kıyafetten değil?

Demet: Yüzümü görmeden kıyafeti nasıl görecek?

Muhabir: Doğru.

Demet: Söyleşinin sonunda dağıldın biraz.

Muhabir: Düzeltebilirim.

Demet: Düzeltme, insan yazmış gibi kalsın.

Söyleşi burada bitiyor. Demet masadaki parfümlerden birini çantasına koyuyor, diğerlerini yerine kaldırıyor. Biraz önce uzun uzun stil konuşmuş olmasına rağmen üzerinde oldukça sade bir kombin var. Sadece küpeleri dikkat çekiyor.

Kapıya geldiğinde parfümünü bir kez daha sıkacak sandım.

Sıkmadı.

“Yeter, fazlası bozuyor” dedi.

Belkide Demet’in bütün stil anlayışını en kısa anlatan cümle buydu. Her şeyi kullanabilirsin ama her şeyi aynı anda göstermek zorunda değilsin. Kıyafet, saç, aksesuar ve parfüm zamanla birbirine karışıyor. Sonunda ortaya moda dergisinden kopyalanmış bir görüntü değil, insana ait olan o küçük kişisel imza çıkıyor.

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir