plakçı travesti
plakçı travesti

Bir Travestiyle Plakçı Dükkânında 90’lara Yolculuk

Bazı yerlere girince zaman biraz garip çalışıyor. Kapıdan içeri giriyorsun 2026, rafların arasında iki tur atıyorsun sanki 1996 olmuş. Hele birde plakların o eski kapaklarına bakınca insanın aklı başka yerlere gidiyor ister istemez. İşte bizim bir travestiyle plakçı dükkânında 90’lara yolculuk hikâyemiz de tam böyle başladı. Büyük bir plan yoktu aslında, hatta plak almaya bile kesin karar verilmemişti.

Yanımda yıllardır 90’ların Türkçe popunu dinlemekten vazgeçmeyen travesti arkadaşım vardı. Ona göre yeni şarkılar kötü değil ama “bir şey eksik”. Neyin eksik olduğunu sorunca da tam anlatamıyor. Duygu diyor, beklemek diyor, kasetin başa sarmasını beklemek falan diyor. Bugünün insanına biraz garip gelebilir ama o dönemleri yaşayan biri için hiçte öyle değil.

Plakçıya girer girmez ilk yaptığı şey yeni basımlara bakmak olmadı. Doğruca eski plakların ve kasetlerin olduğu bölüme gitti. Rafların arasında ellerini gezdirirken bir anda, “Bak işte çocukluğumun interneti buydu” dedi. Güldük. Ama düşününce haklı bir tarafıda vardı.

90’lara küçük bir dönüş:

Spotify yok, YouTube yok, istediğin şarkıyı saniyesinde açmak yok. Bir albümü satın alıyor ve bazen sevmediğin şarkıları bile defalarca dinliyordun. Sonra o sevmediğin şarkı, yıllar geçince en çok hatırladığın parça olabiliyordu.

Plakçı Dükkânında İlk Karşılaşma: Raflar, Kasetler ve Biraz Toz

Bugünün müzik mağazalarıyla eski plakçıların havası aynı değil. Bunu daha kapıda hissediyorsun zaten. Küçük dükkânın içinde duvarlara kadar yükselen raflar vardı. Bazı plaklar öyle düzgün sıralanmış, bazıları ise sahibi biraz önce bakıp bırakmış gibi yamuk duruyor.

Arkadaşım ilk önce Türkçe pop bölümüne yöneldi. Bir albümü eline aldı, kapağına baktı ve hemen yerine bırakmadı. Uzunca baktı. “Bunu kasetten dinliyorduk” dedi. Ardından başka bir albüm, sonra bir başkası.

İnsan bazen müzik dinlemiyor aslında, geçmişteki kendisini dinliyor.

O an bunu düşündüm.

“90’larda bir şarkıyı sevince ona ulaşmak bile meseleydi. Şimdi üç saniyede buluyorsun. O zaman beklediğin için mi daha kıymetliydi bilmiyorum ama bazı şarkıları duyunca hâlâ o gün neredeysem oraya gidiyorum.”

Travesti Kültürü ve 90’ların Müzik Dünyası

90’lar Türkiye açısından müziğin çok hızlı değiştiği dönemlerden biriydi. Pop müzik evlerin, arabaların, kafelerin hatta mahallede açık bırakılan pencerelerin içinden taşıyordu. Televizyon müzik kültürünün merkezindeydi. Klipler konuşuluyor, sanatçıların kıyafetleri ertesi gün arkadaş ortamlarında tartışılıyordu.

Travesti kültürü açısından bakıldığında ise dönemin müziği sadece eğlence değildi. Moda, saç, makyaj, sahne tavrı ve hatta kullanılan bazı günlük ifadeler bile popüler kültürden etkilenebiliyordu. Arkadaşımın anlattığı kadarıyla özellikle güçlü sahne karakterine sahip sanatçılar daha fazla dikkat çekermiş.

Bir albüm kapağını gösterip “Şu saçlara bak, o dönem herkes böyle bir şey yapmak istiyordu” dediğinde biraz abartıyor sandım. Sonra dükkândaki diğer eski kapaklara baktım. Gerçekten saçlar büyük, aksesuarlar büyük, renkler cesur. Minimalizm pek uğramamış oralara.

90’ların Bir Başka Havası Vardı

Bugünden geriye bakınca dönemin karakteristik tarafları daha rahat görülüyor. Mesela:

  • Kasetçiler ve müzik mağazaları sosyal buluşma alanı gibiydi.
  • Yeni albüm çıktığında insanlar gerçekten albümün çıkmasını beklerdi.
  • Bir şarkının klibini televizyonda yakalamak ayrı heyecan yaratıyordu.
  • Saç modelleri bugüne göre çok daha iddialıydı.
  • Renkli ceketler, büyük aksesuarlar ve dikkat çeken kombinler yaygındı.
  • Albüm kapaklarının görsel tasarımı çok önemliydi.
  • Şarkılar arkadaş ortamlarında kasetten kasete kaydedilirdi.
  • Karışık kaset hazırlamak birine verilen küçük ama anlamlı hediyeydi.

Şimdi telefon ekranında şarkının küçük bir görselini görüyoruz. O zaman ise albüm kapağı başlı başına bir şeydi. Elinde tutuyorsun, arkasını çeviriyorsun, şarkı isimlerini okuyorsun. Kimin sözü, kimin bestesi merak ediyorsun. Bazen içinden sözlerin yazıldığı kağıt çıkıyor. Başka bir ritüeldi yani.

Bir Kaset Bulundu ve Sohbet Bir Anda Değişti

Rafların alt tarafına bakarken eski kasetlerden oluşan küçük bir kutu gördük. Arkadaşım eğildi, tek tek bakmaya başladı. Bir noktada konuşmayı bıraktı.

Elinde tuttuğu kaset çok nadir veya koleksiyonluk pahalı bir şey değildi. Tam tersine zamanında binlerce insanın evinde bulunan sıradan bir pop albümüydü.

“Bundan bende vardı.”

Sonra biraz sustu.

Meğer gençken aynı albümü günlerce dinlemiş. Evde hazırlanırken, arkadaşlarıyla buluşmadan önce, bazen gece eve döndüğünde. Kasetin kapağı bile ona göre farklı kokuyormuş. Burda biraz güldüm tabii, kasetin kapağı nasıl farklı kokuyor diye. “Yeni kaset kokusunu bilmiyorsan anlatamam” dedi.

Belkide haklı.

Kaset Neslinin Hatırlayacağı Şeyler

  1. Kalemle kaset sarmak.
  2. Radyoda sevilen şarkı çıkınca hızlıca kayıt tuşuna basmak.
  3. Şarkının başında spikerin sesinin kayda girmesine sinir olmak.
  4. Kasetin şeridinin teybe dolanması.
  5. Arkadaş için özel karışık kaset hazırlamak.
  6. Albüm kapağındaki şarkı listesini tekrar tekrar okumak.
  7. A ve B yüzünü karıştırmak.
  8. Pilin bitmesiyle şarkının sesinin yavaşlaması.

Travesti Arkadaşımın 90’lar Modası Yorumu

Müzikten konu açılmışken moda zaten kaçınılmaz oldu. Çünkü eski albüm kapaklarına bakıp kıyafetleri konuşmamak mümkün değildi.

Bir kapağı gösterdi.

“Şimdi bunu giyip sokağa çıksan herkes dönüp bakar, o zaman gayet normal geliyordu.”

Gerçektende omuzları geniş bir ceket, kocaman küpeler ve oldukça iddialı bir saç modeli vardı. 90’ların estetiğini bugünün sade sosyal medya estetiğiyle karşılaştırınca aradaki fark inanılmaz.

Travesti modasının da bundan etkilendiğini anlattı. O yıllarda bugünkü kadar kolay ürün bulunmadığını, makyaj tekniklerinin internetten öğrenilemediğini, insanların çoğu şeyi birbirinden gördüğünü söyledi.

“Bugün bir makyajı merak ediyorsun, videoyu açıp on dakikada öğreniyorsun. Biz birbirimize bakıyorduk. Biri güzel eyeliner çekmişse nasıl yaptın diye soruyorduk. Bazen cevap verirdi bazen sırrını söylemezdi.”

Bu son cümleyi söylerken güldü. Belli ki o “sırrını söylemeyen” arkadaşlardan hâlâ hatırladıkları var.

Plakların Arasında Travesti Dostluklarını Konuşmak

90’lar konuşulunca mesele sadece kıyafet veya müzikte kalmadı. Arkadaşlıklar çıktı ortaya. O dönem tanışmanın daha farklı olduğunu anlattı. Sosyal medya olmadığı için insanlar birbirine arkadaş üzerinden ulaşıyor, aynı mekanlarda karşılaşıyor, bazen tesadüfen tanışıyormuş.

Bugün iletişim çok daha hızlı. Fakat hızlı olması daha kalıcı olduğu anlamına geliyor mu, işte orası tartışılır.

Arkadaşım eski dostlukların daha sağlam olduğunu iddia ediyor. Ben buna tamamen katılmadım. Çünkü insan geçmişi hatırlarken kötü tarafları biraz siliyor olabilir. Nostaljinin böyle bir huyu var. Geçmişin ışığını biraz daha sarı ve sıcak yapıyor.

O ise ısrarcı.

“Telefon yokken kapıya gidiyorduk” dedi.

Bu cümle aslında bütün farkı anlatıyor olabilir.

Bir Plak Dükkânı Neden Bu Kadar Çok Hatıra Açıyor?

Çünkü orada sadece müzik yok. Kapak tasarımları var, eski logolar var, unutulan sanatçı isimleri var. Bir anda karşına çıkan bir albüm seni hiç düşünmediğin bir seneye götürebiliyor.

Bizde de öyle oldu.

Başlangıçta yarım saat dolaşıp çıkmayı düşünürken neredeyse iki saat içeride kaldık. Her raf başka konu açtı. Türkçe poptan arabeske, oradan yabancı disko plaklarına geçtik. Sonra 80’ler bile konuşuldu ama konumuz 90’lar olduğu için fazla oraya sapmadık, biraz saptık gerçi.

  • Eski arkadaşlıklar konuşuldu.
  • İlk alınan kasetler hatırlandı.
  • 90’ların saç modellerine biraz güldük.
  • Bugünün müzik tüketimiyle eski dönem karşılaştırıldı.
  • Eski gece hayatından birkaç anı çıktı ortaya.
  • Unutulmuş şarkılar yeniden hatırlandı.

90’larda Travesti Olmak ile Bugün Arasında Neler Değişti?

Bu soru sohbetin biraz daha ciddi kısmıydı. Çünkü nostalji güzel şeyleri hatırlatıyor ama geçmiş her zaman güzel değildi. Arkadaşım bunu özellikle söyledi.

“90’ları seviyorum demek 90’larda her şey iyiydi demek değil.”

Bu önemli bir ayrım.

O yılların eğlencesini, müziğini ve dostluklarını özlerken dönemin zorluklarını romantikleştirmemek gerekiyor. Travesti bireylerin sosyal yaşamda karşılaştığı önyargılar yeni değil. Bugünde tamamen ortadan kalkmış değil elbette. Ancak iletişim araçlarının değişmesi, sosyal medyanın ortaya çıkması ve insanların birbirine ulaşmasının kolaylaşması gündelik hayatı oldukça değiştirdi.

Arkadaşım açısından en büyük farklardan biri bilgiye ulaşmak.

Eskiden bir şeyi öğrenmek için birini tanımak gerekiyordu. Şimdi birkaç kelime yazıp yüzlerce deneyime ulaşabiliyorsun. Gerçi internette doğru yanlış her şey var, o da başka mesele.

Geçmişi romantikleştirmeden hatırlamak90’ların müziğini, modasını ve eğlence kültürünü özlemek başka; dönemin toplumsal sorunlarını yok saymak başka. Nostalji güzel tarafları büyütür bazen. Bu yüzden geçmiş hikâyeleri anlatılırken iki tarafınıda görmek gerekiyor.

90’ların Türkçe Pop Müziği Neden Hâlâ Dinleniyor?

Bunun tek bir cevabı olduğunu sanmıyorum. Bir kere o yılları yaşayan insanlar için güçlü bir anı bağlantısı var. İlk aşk, okul yılları, yaz tatili, ilk gece dışarı çıkış, arkadaşlıklar… İnsan şarkıyı açınca bunların herhangi biri geri gelebiliyor.

Bir diğer mesele melodiler. Bazı 90’lar şarkılarının girişini duyduğun anda hangi şarkı olduğunu anlayabiliyorsun. Arkadaşım bunun üzerine “İlk üç saniyede tanıyorsan iyi şarkıdır” diye kendi teorisini geliştirdi. Bilimsel bir tarafı yok tabi ama kulağa fena gelmiyor.

Plakçıda da bunu test ettik.

Birkaç plak çaldı. Gerçekten bazı parçaları ilk saniyelerde bildi. Bazılarında fena halde yanıldı ama o kısmı kabul etmek istemedi.

Müzik Bazen Bir Zaman Makinesi Gibi

Koku için bunu çok söylerler. Bir koku insanı yıllar öncesine götürebiliyor. Müzikte aynı şeyi yapıyor. Hatta bazen daha güçlü.

Bir şarkı başlıyor ve birden:

  • Eski bir ev aklına geliyor,
  • çoktan görüşmediğin biri hatırlanıyor,
  • yıllardır giymediğin bir kıyafeti gözünde canlandırıyorsun,
  • eski bir yaz gecesini düşünüyorsun,
  • hatta o dönem kullandığın parfümü bile hatırlıyorsun.

İşte bizim plakçı gezimiz biraz böyleydi.

Travesti Kültüründe Müzik, Moda ve Kendini İfade Etmek

Müzik ile kişisel tarz arasında her dönem bir bağlantı oldu. Travesti kültüründe de bunun izlerini görmek mümkün. Özellikle pop, disko ve sahne kültürünün güçlü olduğu dönemlerde sanatçıların görsel dünyası insanlara ilham verebiliyor.

Arkadaşım gençliğinde bazı kıyafet fikirlerini kliplerden aldığını anlattı. Aynısını bulmak zaten mümkün değilmiş. Benzerini yapmaya çalışıyorlarmış. Bir terzi, biraz hayal gücü, bazen elde olan kumaşlar.

“Şimdi sepete ekliyorsun geliyor.”

Bu cümleden sonra raftaki eski bir plağa baktı.

“O zaman uğraşıyorduk ama.”

Hangisi daha iyi diye sormadım. Çünkü cevabı belliydi zaten.

Plak Toplamak Yeniden Neden Popüler Oldu?

Dijital müzik her şeyi kolaylaştırdı fakat kolaylık bazen fiziksel bir şeye sahip olma hissini ortadan kaldırdı. Plak ise tam tersini sunuyor. Büyük kapak, plağı çıkarma, pikaba yerleştirme, yüzünü değiştirme…

Biraz zahmetli.

Belkide güzel tarafı bu.

Bir şarkıyı dinlemek için küçük bir hazırlık yapıyorsun. Telefon ekranında başka şarkıya geçmek kadar hızlı değil. Bu yüzden albümü baştan sona dinleme ihtimalin artıyor.

  1. Albüm kapağını incelemek müzik deneyiminin parçası oluyor.
  2. Şarkıları sırayla dinlemek albüm bütünlüğünü hissettiriyor.
  3. Eski baskılar koleksiyon merakını artırıyor.
  4. Plakçı gezmek başlı başına sosyal bir aktivite haline geliyor.
  5. Eski albümleri bulmak nostalji duygusunu güçlendiriyor.

Rafların Arasında Bulunan Küçük Bir 90’lar Hazinesi

Tam çıkmaya hazırlanırken arkadaşım alt rafta bir plak gördü. Eğilip çıkardı. Kapakta yıllardır adını bile duymadığım bir sanatçı vardı. Arkadaşım ise bütün şarkıları neredeyse ezbere biliyordu.

Plakçıya fiyatını sordu.

Biraz düşündü.

Sonra tekrar rafa bıraktı.

“Almayacak mısın?” dedim.

“Yok, hatırlamam yetti.”

Gezinin en güzel cümlesi belkide buydu.

Çünkü nostalji illa geçmişten bir eşya satın almak değil. Bazen bir şeye bakıp yıllardır aklına gelmeyen bir günü hatırlamak yeterli oluyor.

“Bazı plakları eve götürmek istemiyorsun. Çünkü zaten sende olan şey plak değil, onun hatırası.”

Plakçıdan Çıkınca 2026’ya Geri Dönmek

Kapıyı açıp sokağa çıktık. İnsanlar telefonlarına bakıyor, arabalar geçiyor, bir kurye motosikletle önümüzden geçti. İçeride iki saattir konuştuğumuz dünya ile dışarısı arasında garip bir fark oluşmuştu.

Arkadaşım telefonunu çıkardı.

Az önce kaset dönemini öven insan, müzik uygulamasından 90’lar listesini açtı.

“E hani kaset?” dedim.

“O kadar da değil” dedi.

İşte nostaljinin gerçek hali belkide bu. Eskiyi seviyoruz ama yeni dünyanın kolaylıklarından vazgeçmekte istemiyoruz.

Travestiyle 90’lara Yolculuktan Geriye Ne Kaldı?

Bir travestiyle plakçı dükkânında 90’lara yolculuk ilk bakışta yalnızca nostaljik bir müzik gezisi gibi durabilir. Fakat rafların arasında dolaşınca konu ister istemez hayatın başka taraflarına gidiyor. Müzikten arkadaşlıklara, modadan şehir hayatına, kasetlerden bugünün dijital dünyasına.

Belki en enteresan olan şu: teknoloji değişiyor ama insanların şarkılara yüklediği anlam pek değişmiyor.

Bugün bir şarkıyı telefonumuzdan açıyoruz. 90’larda kaseti teybe koyuyorduk. Ondan önce plak vardı. Yarın belki başka bir şey olacak. Ama insan sevdiği bir şarkıyı duyunca yine birini hatırlayacak, bir geceyi, bir sokağı yada gençliğindeki kendisini.

Plakçıdan hiçbir şey almadan çıktık.

Ama arkadaşım yaklaşık otuz yıl öncesinden birkaç hikâyeyi yanında getirdi. Bence dükkândan alınabilecek çoğu şeyden daha değerliydi bu.

Kısaca 90’lara Yolculuğun Küçük Listesi

  • Eski plak ve kaset kapaklarını incelemek,
  • unutulan şarkıları yeniden keşfetmek,
  • 90’ların travesti kültürü ve moda anlayışını konuşmak,
  • eski arkadaşlıkları hatırlamak,
  • analog müzik ile dijital müzik arasındaki farkı görmek,
  • ve en önemlisi geçmişi sadece güzel taraflarıyla değil olduğu haliyle hatırlamak.

Son Bir Soru: 90’lara Gerçekten Dönmek İster miydik?

Dükkândan çıktıktan sonra bunu sordum.

“Bir geceliğine evet.”

Neden sadece bir gece?

“Çünkü internet yok.”

İki saat boyunca 90’ları öven sohbetin böyle bitmesini beklemiyordum açıkcası. Ama belki en insani cevapta buydu. Geçmişi özlemek başka, orada yeniden yaşamak başka şey.

Biz o gün 90’lara dönmedik aslında. Birkaç plak kapağına baktık, eski kasetleri karıştırdık, bol bol konuştuk. Ama müziğin insana yaptığı şey tamda bu zaten. Hiçbir yere gitmeden seni yıllar öncesine götürüyor.

Ve bazen eski bir plakçı dükkânının kapısından girmeniz bunun için yetiyor.

Plakçı Dükkânında Bir Travestiyle 90’lar Üzerine Söyleşi

Plakçıda rafları karıştırırken sohbet zaten kendiliğinden başlamıştı. Bir tarafta eski Türkçe pop plakları, hemen alt tarafta kasetler, duvarda artık pek görmediğimiz albüm kapakları. Travesti arkadaşım bir plağı eline alıyor, iki dakika anlatıyor, sonra başka bir albüm görünce konu tamamen değişiyor. Söyleşi yapalım diye oturmadık yani açıkcası. Zaten güzel tarafıda biraz bu oldu.

Bir süre sonra telefonun ses kaydını açtım. “Sor bakalım ne soracaksan” dedi. Tam o sırada elinde eski bir albüm vardı ve kapağındaki saç modeline bakıp kendi kendine gülüyordu.

“90’ları bana soracaksan müzikten başla. Çünkü benim bazı yıllarımın tarihini şarkılarla bulursun, hangi sene ne olmuş şarkıdan hatırlarım.”

Muhabir: Plakçıya girer girmez yüzün değişti. İlk neyi hatırladın?

Travesti: Valla ilk önce kasetçileri hatırladım. Plak biraz daha eskisi tabi ama şu kasetleri görünce direkt gitti kafa. Biz yeni albüm çıktımı gidip bakardık. Hemen alamasan bile bakardın yani. Kapak nasıl olmuş, şarkılar ne, kim yazmış. Şimdi telefondan açıyorsun geçiyorsun. Eskiden albümün kendisiyle ilişkin vardı.

Muhabir: Gerçekten albüm kapağı bu kadar önemli miydi?

Travesti: Çok önemliydi. Bak şuna mesela.

Rafın ortasından eski bir plak çıkarıyor.

Travesti: Şu kapağa bak. Saça bak, küpeye bak, cekete bak. Sen bunu eve götürüyorsun, yüz kere bakıyorsun. Şimdi şarkının kapağı telefon ekranında küçücük duruyor. Kim bakıyor Allah aşkına?

“Biz Modayı Birbirimizden Öğreniyorduk”

Muhabir: 90’ların müziği travesti modasını etkiliyor muydu?

Travesti: Etkilemez olur mu? Hemde nasıl. Televizyonda bir sanatçı çıkıyor, saçını görüyorsun. Bir başkasının elbisesini görüyorsun. Ertesi gün arkadaş ortamında konuşuluyor. Ama bugünkü gibi internet yok. “Bu makyaj nasıl yapılır?” yazıp video açamıyorsun.

Muhabir: Peki nasıl öğreniyordunuz?

Travesti: Birbirimizden. En çok birbirimizden. Biri güzel makyaj yapmışsa soruyorsun. Biri saçını güzel toplamış, bakıyorsun nasıl yapmış. Bir arkadaşın terzisi iyiyse onun peşine düşüyorsun. Birazda deneme yanılma. Çok yanlış yaptığımızda oldu tabi.

Muhabir: Mesela?

Travesti: Fotoğrafları göstersem anlarsın ama göstermem. (Gülüyor.) Kaşlar mesela. Aman Allahım. Şimdi bakınca “Bunu niye yaptın kendine?” diyorsun. O zaman güzel sanıyorsun ama.

Muhabir: Saçlar?

Travesti: Büyük.

Muhabir: Ne kadar büyük?

Travesti: Gereğinden büyük. (Gülüyor.) Sprey sıkıyorsun, biraz daha sıkıyorsun. Saç hava şartlarına karşı dayanıklı hale geliyor. Rüzgar esse saç değil sen hareket ediyorsun.

Plakçıdaki küçük ayrıntı:

Söyleşinin bu bölümünde önümüzde dört farklı 90’lar albümü vardı. Konuştuğumuz saçların, büyük küpelerin ve renkli kıyafetlerin neredeyse tamamının örneğini albüm kapaklarında görmek mümkündü.

Muhabir: Şimdi 90’lar modası geri dönüyor diyorlar.

Travesti: Dönsün ama her şeyi dönmesin. (Gülüyor.) Bazı şeyleri orada bırakalım. Yüksek bel dönsün, bazı ceketler dönsün. Ama bazı saçları hiç çağırmayalım geri.

Kaset Dönemi Gerçekten Daha mı Güzeldi?

Muhabir: Sürekli kasetlerden bahsediyorsun. Kaset dinlemek gerçekten güzel miydi yoksa şimdi nostalji yaptığın için mi güzel geliyor?

Travesti: Bak bu güzel soru. Kasetin kendisi aslında bela. Şerit sarar, pil biter, teybin içine dolanır. Şarkıyı geri almak istiyorsun nerede başlayacağını bulamıyorsun. Şimdi olsa iki günde sinirden atarım.

Muhabir: O zaman neyi özlüyorsun?

Travesti: Beklemeyi galiba. Birde değer veriyordun aldığın şeye. Paranla bir kaset almışsın, onu dinliyorsun. Albümde on şarkı varsa onuda öğreniyorsun. Şimdi milyon tane şarkı var ama bazen hiçbirini tam dinlemiyorsun.

“Eskiden sevmediğin şarkıyı bile geçmeye üşenip dinliyordun. Bir hafta sonra en sevdiğin şarkı o oluyordu. Şimdi on saniyede karar veriyoruz.”

Muhabir: Karışık kaset yaptın mı hiç?

Travesti: Çok.

Muhabir: Birine özel?

Travesti: Onu sorma. (Gülüyor.) Yaptık tabi. Şarkıları sıraya koyuyorsun. Birinci şarkının mesajı var, ikinci şarkının başka mesajı. Bugünkü playlist gibi düşün ama daha zahmetli. Bir şarkıyı yanlış yere kaydettin mi bütün plan gidiyor.

Muhabir: Romantikmiş.

Travesti: Romantik ama yorucu. Şimdi link atıyorsun bitiyor.

Travesti Arkadaşlıkları ve Eski Gece Hayatı

Muhabir: 90’larda travesti arkadaşlıkları nasıldı?

Travesti: İnsanlar birbirine daha çok mu bağlıydı bilmiyorum, öyle söyleyince geçmişi fazla güzelleştirmiş olurum. Kavga da vardı, küslükte vardı, dedikodu zaten her dönemin değişmezi. Ama iletişim başka türlüydü.

Muhabir: Nasıl?

Travesti: Birini merak ettin diyelim. Mesaj atamıyorsun. Sosyal medyasına bakamıyorsun. Ortak arkadaşını ararsın, evine gidersin, buluştuğunuz yere bakarsın. İnsanlar fiziksel olarak birbirini arıyordu yani.

Muhabir: “Kapısına gitmek” gerçekten var mıydı?

Travesti: Tabi. Telefon açılmıyor, ne yapacaksın? Gidiyorsun. Şimdi iki tik mavi olmadı diye olay çıkıyor. Biz insanı bulamıyorduk komple.

Muhabir: Daha mı güzeldi?

Travesti: Her şey daha güzel değildi. Bunu özellikle yaz. İnsan geçmişi anlatırken kötü tarafları unutuyor. Ben müziğini özlüyorum, bazı arkadaşlarımı özlüyorum, gençliğimi özlüyorum. Ama 90’ların bütün şartlarını geri getir deseler istemem.

Muhabir: Neden?

Travesti: Zordu çünkü. Travestiysen daha da zor olabiliyordu. İnsanların bakışı, önyargısı, hayatın içinde rahat hareket edememek… Bugün her şey çözüldü demiyorum sakın öyle yazma. Ama geçmişi sırf müzik güzeldi diye pembe anlatmak doğru değil.

“Gece Çıkmadan Önce Hazırlık Başlı Başına Bir Olaydı”

Muhabir: Bir 90’lar gecesine hazırlanmak nasıldı?

Travesti: Uzun.

Muhabir: Şimdi kısa mı?

Travesti: Şimdi de uzun ama imkan çok. (Gülüyor.) Eskiden istediğin ürünü bulamıyorsun. Saç ayrı mesele, kıyafet ayrı mesele. Bazen arkadaşlar bir evde toplanırdı. Biri saç yapıyor, biri makyaj yapıyor. Daha çıkmadan eğlence başlıyordu.

Muhabir: Müzik?

Travesti: Müziksiz hazırlanılır mı? Kaset takılırdı. Bir taraf bitince biri kalkıp çevirsin diye bekliyorsun. Kimse kalkmak istemez.

Muhabir: Şimdi olsa?

Travesti: “Alexa öbür şarkı” dersin herhalde. Bizde Alexa bendim, kalkıp kaseti ben çeviriyordum.

  • Hazırlık sırasında müzik mutlaka olurdu.
  • Kıyafet konusunda arkadaşlardan fikir alınırdı.
  • Saç ve makyaj çoğu zaman birlikte yapılırdı.
  • Yeni alınan bir parça hemen arkadaşlara gösterilirdi.
  • Geceye çıkmadan önce evde başlayan sohbet bazen gecenin kendisinden daha eğlenceli olurdu.

Plak Rafında Bir Albüm ve Birden Gelen Sessizlik

Muhabir: Az önce şu kaseti görünce sustun. Neden?

Travesti: Çünkü bunun bende aynısı vardı.

Muhabir: Hangi dönemi hatırlattı?

Travesti: Çok genç olduğumuz zamanları. Bir arkadaşım vardı, bunu sürekli dinlerdik. Ev küçüktü, teybin bir tarafı bazen çalışmıyordu. Ama bize dünyanın en güzel yeri gibi gelirdi.

Muhabir: Hâlâ görüşüyor musunuz?

Travesti: Hayır. Hayat dağıtıyor insanları. Kimisi başka şehire gitti, kimisiyle küstük, kimisini yıllardır görmedim. Ama şarkıyı duyunca insanın yüzü geliyor aklına. Tuhaf işte.

Muhabir: O yüzden mi müzik zaman makinesi diyorsun?

Travesti: Aynen. Fotoğrafı açıp bakman gerekir. Şarkı öyle değil. Markette bile çalsa yakalıyor seni.

“Bazı insanları yıllarca düşünmüyorsun. Sonra bir şarkının ilk beş saniyesi geliyor ve otuz yıl önce oturduğun odanın perdesini bile hatırlıyorsun.”

90’ların Travesti Gece Hayatından Kalan Anılar

Muhabir: Gece hayatı bugünkünden çok farklı mıydı?

Travesti: Çok şey farklıydı. Bir kere telefon yok elinde. Her an fotoğraf çekilmiyor. İnsanlar bulunduğu yerdeydi daha çok. Şimdi masada dört kişi oturuyor bazen dördüde telefona bakıyor.

Muhabir: Fotoğraf çekilmemesi iyi miydi?

Travesti: Bazı geceler için kesinlikle. (Gülüyor.)

Muhabir: Anlatmayacak mısın?

Travesti: Hayır.

Muhabir: Hiç mi?

Travesti: 90’ların bazı güzellikleri 90’larda kalsın.

Bu noktada plakçı dükkânının sahibi de uzaktan gülüyor. Sohbet birkaç dakika kayıt dışına çıkıyor. Sonra yeniden raflara dönüyoruz.

Muhabir: Peki müzik olarak gece başladığında ne isterdin?

Travesti: Önce hafif başlasın. Sonra Türkçe pop gelsin. Gecenin bir yerinde herkesin bildiği bir şarkı çalacak. O önemli. Çünkü masalar ayrı ayrı oturuyor ama o şarkı başlayınca herkes aynı şeyi söylüyor.

Muhabir: Bugün aynı his var mı?

Travesti: Var ama başka. Her neslin kendi şarkısı var zaten. Biz kendimizinkini daha güzel sanıyoruz çünkü gençtik.

Bugünün Travesti Dünyası mı, 90’lar mı?

Muhabir: Sana iki seçenek veriyorum. Bugün mü, 90’lar mı?

Travesti: Bugün.

Muhabir: İki saattir 90’ları övüyorsun.

Travesti: Özlemek başka geri dönmek başka. Ben gençliğimi özlüyorum birazda. 90’lara dönünce genç olacaksam giderim. Bu yaşla göndereceksen ne işim var? (Gülüyor.)

Muhabir: Bir geceliğine?

Travesti: Bir gece olur.

Muhabir: Yanına ne alırsın?

Travesti: Telefon.

Muhabir: 90’larda çalışmaz.

Travesti: O zaman gitmiyorum.

Bu cevaptan sonra dükkânda birkaç saniye gülüşüyoruz. Nostalji sohbetinin belkide en gerçekçi özeti buydu. Eskiyi özlüyoruz ama yeni dünyanın rahatlığını bırakmaya hiç niyetimiz yok.

Plakçıda Hızlı Sorular, Kısa Cevaplar

Rafların sonuna geldiğimizde birazda hızlı soru cevap yapalım dedim. İlk başta “çok düşünmem” dedi ama bazı sorularda düşündü tabi.

Muhabir: Plak mı kaset mi?

Travesti: Hatıra olarak kaset, görüntü olarak plak.

Muhabir: 90’lar mı 2000’ler mi?

Travesti: 90’lar. Bunda düşünmem.

Muhabir: Türkçe pop mu yabancı pop mu?

Travesti: Geceye göre değişir ama Türkçe pop.

Muhabir: Büyük küpe mi küçük küpe mi?

Travesti: Büyük. Yaş aldık diye karakterimiz değişmedi.

Muhabir: Eski kuaförler mi bugünün kuaförleri mi?

Travesti: Bugün. Eskiye her şeyi vermeyelim.

Muhabir: Kasetçiden albüm almak mı internetten playlist açmak mı?

Travesti: Kasetçiden almak daha heyecanlı, playlist daha rahat.

Muhabir: 90’ların en çok neyi geri gelsin?

Travesti: İnsanların acele etmeden oturup konuşması.

Muhabir: Ne kesinlikle geri gelmesin?

Travesti: İncecik kaşlar. Sakın.

Muhabir: Bir şarkı mı bir fotoğraf mı daha çok şey hatırlatır?

Travesti: Şarkı. Kesin şarkı.

Muhabir: 90’lara tek cümle söyleyecek olsan?

Travesti: Çok güzeldin ama birazda seni biz güzelleştiriyoruz şimdi.

Söyleşinin Sonunda Plak Alındı mı?

Muhabir: İki saattir buradayız. Bir şey alacak mısın?

Travesti: Şu plağı düşünüyorum.

Muhabir: Pikabın var mı?

Travesti: Yok.

Muhabir: O zaman plağı ne yapacaksın?

Travesti: Güzel soru.

Bir süre plağın kapağına baktı. Sonra yerine bıraktı.

Travesti: Almıyorum. Zaten şarkıları telefonda var.

Muhabir: Bütün söyleşiyi bozdun şu an.

Travesti: Niye? Ben nostalji seviyorum, eziyet değil.

Plakçıdan çıkarken son söylediği buydu.

“90’ları özlüyorum ama aslında dönemi değil, o dönemki insanları ve kendimi özlüyorum galiba. Şarkılar sadece kapıyı açıyor.”

Kapıdan dışarı çıktığımızda biraz önce konuştuğumuz kasetler, plaklar, eski kuaförler ve 90’ların gece hayatı içeride kaldı. Telefonundan bir şarkı açtı. Tabi yine 90’lardan.

“Bak bunu yazmayı unutma” dedi.

Neyi?

“Biz yaşlandık diye şarkılar eskimedi.”

Sonra yürümeye devam ettik. Plakçıdan bir plak alınmadı belki ama rafların arasından oldukça fazla hikaye çıktı. Zaten bazen eski bir müzik dükkânına girmenin asıl güzel tarafı da bu oluyor; aradığın albümü değil, uzun zamandır aklına gelmeyen bir anıyı buluyorsun.

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir